Ana içeriğe atla

Nitelikli

Kayıp Ruhlar Diyarı

"Bu maskenin altında etten fazlası var. Bu maskenin altında bir fikir var. Ve fikirler kurşun geçirmez."   — V for Vendetta Gittiler. En yücesi, en bilgesi, en cesuru… Hepsi gitti. Efsane dediklerimizin tadı, ölümün damağında kaldı. Bize de geriye sadece kemiklerinin karıştığı topraklar kaldı. Peki ya ruhları? İnsanlığa olan görevini tamamlayanların ve tamamlayamayanların, eğer hayata biraz daha tutunabilselerdi neler başarabileceklerini düşündüğümüz o ruhlar… Ruhun varlığı, Tanrı'nın varlığının ihtimaliyle eşdeğerdir. Her ikisi de inançla gerçekliğini korur. Ve biliyoruz ki inanç anlatılmaz; onu açıklamaya çalıştığımızda kelimeler ağzımızda düğümlenir. Ancak sözcüklere dökemediklerimiz hislerimizde yaşamaya devam eder. Kazanılmak için çok geç kalınmış anlar, çürümüş fırsatlar ve gitmiş insanlar… Tüm bu kayıplar, bize hissettirir. Öfke, korku, hüzün, ızdırap ve çaresizlikle yıkanırız. Hâlâ üzerimizden damlayan bu duygularla, yeni doğmuş kadar çıplak ve savunması...

İMAN GÜCÜ #SIFIR

   Bu yazı İMAN GÜCÜ adlı serinin sıfırıncı bölümüdür. Serinin diğer bölümlerine blog sayfasından göz atabilirsiniz.

   Bu başlık altında yazacak olduğum tüm her şey yaşanmış ve gerçekliği şüphe götürmezdir. Bu yazı sadece "İMAN GÜCÜ" başlığı serisi altında yazacaklarımı ve biraz da benden haberler içerir. Tabii ki sizin zor ve karmaşık yaşamlarınızın yanında benim anlatacaklarım toz pembe kalacaktır, ondan hiç şüphem yok. Konuya direkt girmeden önce bana bu yazıları yazma fikrini veren, vermekle kalmayıp  yayınlama teklifinde bulunan E.E' ye teşekkür ederim.

  Hayatıma şöyle bir bakınca oldukça sıradan ve herkesinki gibi olduğunu düşünürdüm, fakat anlaşılan hepsi bu kadarla sınırlı değilmiş. Şimdi tüm yazacağım bu anılar, hikayeler, artık siz ne derseniz, hepsi benim hayatımın bir dönemini yansıtan ve yansıtmaya devam eden absürtlük ve mucizeleri konu almaktadır. Bunları okurken zevk alır mısınız? Zaman gösterecektir. Direkt olarak başlamamamın sebebi ise biraz kendimi ve bulunduğum durumu tarif etmek zorunda hissetmeden kaynaklanmaktadır. Fakat insan bu tür bir yaşamı nasıl anlaşılır kılar, orasını yazdıkça tecrübe edeceğim. Elimden geldiğince  bulunduğum durumu hayal edilebilir kılmaya çalışacağım. İnsan kendini ne kadar anlaşılır kılmaya çabalarsa aslında o kadar anlaşılmazlığa doğru evriliyor gözlemlediğim kadarıyla. Neyse ki benim böyle bok püsürü amaçları yok. Sizin anladığınız kadar olmaya da razıyım.

  Bendeniz uzun yıllardan beri bir tarikat yurdu ya da cemaat yurdunda kalmaktayım. Aynı bokun laciverti işte ama insanlar "O tarikat yurdu değil.  Cemaatin yurdu." diyebiliyor. Daha tehlikelileri de var. Böylelerinin ağzının ortasına şaplağı vurasım geliyor. "Allah, dünyada  kıyameti koparmıyorsa bizlerin, sizlerin yüzü suyu hürmetinedir." diyen yobazlarla doludur etrafınız. Türkiye de malumunuz onlarca tarikat yurdu "Dayanışma Derneği", "Allah Yolundakiler Derneği", "Engelliler ve Özürlüler Derneği " vs. vs. İsimler kisvesi altında, amacını yansıtmayan ya da yönetmeliklerin de yazan maddelerin dışında faaliyetler yapmakta olan, tek işlevi  parayı aklamak ve tarikata kullanılabilir hale getirip para fonu sağlamaktan öte işlevi olmayan oluşumlarla doludur. Onun dışında dışarıdan da yapılan yardımlar azımsanmayacak kadar fazladır. Açıkçası bu tarz insanlara bazen acıyorum. Durumun vahimliğinden bir haber sevap kastıkları sanıyorlar. Ulan abaca Allah'ın böyle bir oluşumdan haberi var mı diye hiç kendilerine sormazlar mı? Sanmıyorum.

  Daha fazla konudan sapmadan geri dönecek olursam buradaki yazılar da tarikat oluşumunu değil de yaşadığım anıları ve tecrübeleri kaleme almaya çabalayacağım. Çünkü başka türlü amaçlar ve çabalamalar fazla anlamsız ve boşa kafa yormaktan öteye geçmeyecektir. 

 AKLINIZI KULLANABİLDİĞİNİZ bir ay diliyorum. "İMAN GÜCÜ #BİR"de görüşmek dileğiyle...                          

-TENGRİ

 




Yorumlar

Popüler Yayınlar