Nitelikli
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
İNSAN CİNSELLİĞİ
ÖNSÖZ
İlgisini çekip yazıma tıklayan tüm dostlar, öncelikle hoş geldiniz. Hepimizin bildiği üzere seks ve cinsellik gibi konular, özellikle de orgazm, toplumumuzda pek hoş karşılanmaz. "Ayıp" ve "ahlaksızca" kabul edilir. Cinselliğin bu denli geri plana atılması kesinlikle çok tehlikelidir. Sadece vajina ve penisin birleşimi ile olan cinsellik (seks) geri plana atılmıyor, diğer cinsellik biçimleri de (mastürbasyon gibi) susturuluyor. Bu da toplumda cinsel açlıkla büyüyen çocuklar oluşmasına neden oluyor. Sadece çocuklar değil, toplumun bu "ayıp" kalıpları yüzünden her yaştan insan cinsel açlık çekiyor.
Maalesef bu durum, tecavüze kadar gidebiliyor. Erkek çocukları, cinselliklerini yaşamakta kız çocuklarına göre daha rahatlar, bu çok güzel bir şey. Keşke kız çocukları da bu ihtiyaçlarını rahat bir şekilde, utanmadan yaşayabilseler. Çoğu kız çocuğu bırakın rahatça yaşamayı, cinsellikle ilgili çoğu bilgiye bile sahip değil. Seks sırasında korunma yöntemleri (kadın prezervatifi, spiral, ertesi gün hapları, doğum kontrol hapları, spermisit gibi) çok az biliniyor. Açıkçası, bu konu öyle geniş ki cinsellik ve seks temasının altında o kadar çok bahsedilmesi gereken unsur var ki... Kendimi küçük bir çocuk gibi "hazır böyle bir yazı yazıyorken ondan da bahsedeyim, şundan da bahsedeyim" derken buluyorum. Ancak konuyu daha fazla uzatmadan bu yazıda nelerden bahsedeceğime değinmek isterim.
Yazı fikri oluşurken kafamda beliren ilk soru şu olmuştu: "Hayvanlar da insanlar gibi orgazm oluyor mu?" Bu soruyu biraz araştırdıktan sonra kafamda daha ilgi çekici bir soru oluştu: "İnsanlar ne zaman üreme amaçlı seksi bırakıp orgazm odaklı sekse geçtiler?" Bu konuyu ele alan bir kitap okudum: Jared Diamond’ın İnsan Cinselliğinin Evrimi. (Kitap bittiğinde, konudan alakasız bir şekilde, kadınların tarih boyunca hep cinsel obje olarak görüldüğünü fark ettim.)
Şu an bir biyolog ya da bilim insanı olmadığım için Jared Diamond gibi bilimsel bir seks yazısı yazmam zor. Bu yazımda, ilk başta da bahsettiğim gibi, seksin geri plana atılıp görmezden gelinmesini, yani kısaca ürkütücü Ortadoğu zihniyetini ve hayatın kocaman bir gerçeği olan seksi ele alacağım. Yazıma denk gelen bu tarz zihniyetteki insanların iç sesini şimdiden duyabiliyorum: "Abaza, azgın, orospu." Özellikle bir kadın olduğum için bu tarz düşüncelerin oluşması çok olası. Fakat arkadaşlar, üzgünüm, düşündüğünüz gibi azmadım ya da abaza değilim. Sadece bazı toplumsal sorunlarla (özellikle kadın ve seks) savaşmayı amaç edindim. Bu yazımın da ilk aykırı yazım olması dileğiyle, iyi okumalar dilerim.
![]() |
| İNSAN CİNSELLİĞİ |
FAŞİZMİN GEREKLİ
KILINDIĞI TOPLUM
Seks bir "sapkınlık" değildir, fantezi kurmak "sapıklık" değildir, mastürbasyon yapmak "ahlaksızca" değildir. Bunları bu kalıplara sokanlar, cinsel açlık çekenlerdir. Metroda mastürbasyon yapanlar, sokakta rastgele bir kadına tecavüz edenler ve dini sadece kadın ve cinsellik üzerinden anlatanlardır. Aynı zamanda, kadın sünneti gibi korkunç uygulamaları savunanlardır. (Bunlar sadece birkaçı.) Biyoloji kitaplarında yer alan diğer canlılar gibi düşünen insanların, bu kadar büyük zararlar vermesi virüsten başka bir şey değildir.
Ter, idrar, dışkı, salya, sümük, gözyaşı, kan, regl kanı, meni, vajinal akıntı... Bunlar insan doğasının en doğal salgılarıdır. Evet, çoğu mahremdir ve bunları sesli bir şekilde sergileyelim demiyorum; ancak hiçbirinin utanılacak bir yanı yok. Özellikle regl olmak. Hala bunu aşamamış olmamız çok üzücü. Bir kadın için cinselliğin ilk adımı regl olmaktır. Ve bu ilk adımdan itibaren kadını kendine karşı kötü hissettirmek, meme ve vajinayı "günahkar" organlar olarak göstermek (özellikle Doğu toplumları için konuşuyorum) büyük bir insanlık suçudur. Bu coğrafyanın ve zihniyetin en önemli sorunlarından biri olan cahillik yüzünden olan yine kadınlara oluyor. "Konu cinsellikti, kadın ne alaka?" demeyin. Cinselliğin biyolojik ve ruhsal yönünü konuşmadan önce toplumsal meseleleri es geçemezdim.
Evet, olan kadınlara oluyor. Ortadoğu'da kadın, regl olduğu yaştan (12-13) itibaren erkeğin seks kölesi olarak hayatına devam ediyor. Belki de defalarca kez istenmeyen ilişkilere maruz kalıyor, erkek çocuk doğurana kadar hamile kalıyor. (Bir diğer cahillik de burada karşımıza çıkıyor. Cinsiyet, erkeğin kromozomu tarafından belirlenir, fakat kromozom nedir, onu bile bilmezler.) Sekste cinsel hazdan, fantezilerden bahsedeceğim dedim, olaya bak... Birkaç hasta ruhlu yüzünden çoğu insan "ayıptır", "günahtır" diye kendine dokunamamıştır bile. Dediğim gibi, bu insanlar cahil. Cahil insanla tartışılmaz. Fakat bu toplumda, kadınlar zevkten değil acıdan inliyor. İstenmeyen cinsellikler suçtur. Sırf kadına rahatça dokunabilmek için imam nikahı veya resmi nikahla sapıklıklarını örtmeye çalışanlar; seks değil, siz "ahlaksızsınız."
YASAL UYUŞTURUCU
"Evet, evet, evet, evet, daha sert." Bu cümleyi yalnızca seks sırasında duyarız. Seks öyle bir şey ki, günlük hayatta ruh hastası kategorisine sokacağımız durumları yatakta, sekste veya fantezi dünyamızda gayet normal karşılarız. Çünkü fantezi dünyasında mantık aranmaz. Orası bizim yasal uyuşturucu mekanımızdır. Evet, sorgulanmaz; fakat bazı durumlar var ki sorgulanmaması zor. İlgi çekici ve sorgulanası durumlar vardır, bir de "Neden?" diye sormak bile istemediğimiz durumlar vardır. Örnek olarak ayak fetişi, koltuk altı fetişi, kulak memesi fetişi veya diz kapağı fetişi verilebilir. Bütün fantezilere saygı duyuyoruz ve insanları yasal uyuşturucuları ile baş başa bırakıyoruz.
Sorgulanmayan durumlardan bahsettiğimize göre, ilgi çekici ve sorgulanası diğer durumlarımıza geçebilirim. "S*k beni ve bana fahişen olduğumu söyle." İşte bu, "dirty talk" ya da müstehcen konuşma olarak bilinen bir örnek. Normalde hiç kimse kendine bunu demek istemez ve böyle bir şey söylense sinirlenir; fakat seks hayatında köle-efendi ilişkisi, sadizm ve mazoşizm gibi durumlar çok yaygındır. Evet, ilginç ama bana göre gayet normal, çünkü seks insanın en vahşi olduğu haldir. Bu tarz köle-efendi ilişkisi gibi durumlar, geçmişten gelen genetiğimizin hafızasında kalan etkiler olabilir.
Mazoşizm "ruhsal bozukluk" olarak geçiyor. Sadizm de aynı şekilde bir bozukluk olarak kabul ediliyor. Bu iki kuvvetli duygu durumunun normal hayatımızda kendini göstermemesi, yalnızca seks hayatında ortaya çıkması oldukça tuhaf. Bir de iğrenmeme durumu var tabi. Yahu, düşünsenize... İnsanın idrar yaptığı, terlediği, dışkıladığı yerden bile iğrenmeme hali seks sırasında yaşanır. Tükürük, meni, sperm, vajinal akıntı gibi vücut sıvılarıyla iğrenmeden iç içe olmak, bunları yutmak veya emmek, seksin büyüsünü ve yasal uyuşturucu etkisinin gücünü gösterir. Tabii ki bu iğrenmeme durumu her koşul için geçerli değil; bazen zorunlu olarak iğrenmemek gerekiyor.
Genel evlerde çalışan kadınlar, maalesef, günde onlarca erkekle seks yaptığı için mecburen iğrenme duygularını silip atmak zorundalar. Beyler, size bir sır vereyim mi? Çoğunuz klitorisin yerini bulduğunuzu düşünüyorsunuz. Evet, bulanlar var; fakat bulduktan sonra bunun ne kadar basit olduğunu söylemek yanlış. Çünkü vajinanın karmaşık ve zor yapısını ancak bir kadın çözebilir. Penis, vajinaya göre daha basit bir yapıdır ve bir erkeği orgazma ulaştırmak, bir kadına göre daha kolaydır. Biraz tükürük, biraz yukarı-aşağı yönlü hareket, işte meni geldi bile. Ancak vajina zordur; klitoris evet bulunur, fakat onunla doğru bir şekilde oynamak zordur. Dediğim gibi, bunu yalnızca bir kadın çözebilir.
Devamını sizin eşsiz fantezi dünyanıza bırakıyorum. Yasal uyuşturucunuzla keyifli vakitler dilerim.
LGBTIQ, HOMOFOBİ VE GİZLİ GAYLER
Cinselliği şeytan taşlar gibi taşlayan bir toplumda, homoseksüel bir birey olmak ekstra zordur. LGBTIQ birey olmayı bir “tarikat” ya da topluluk olarak görenlere “seks hayatımızı rahat bırakın” demek, adeta duvarla kavga etmek gibidir. Böyle bir toplumda hem kadın hem de homoseksüel bir birey olmak, adeta Açlık Oyunları'nın hayata geçirilmiş hali bence. Ben bir bireyim; benim seks hayatım farklı diye beni ayrıştıramazsınız. Yok efendim, “Türk aile yapısını” bozuyormuşuz. Geçmişten günümüze taşınan Türk aile yapısı dediğiniz şey, günümüzde varlığını koruyamamış ve iğrenç ataerkil sistemin kadını toplumda yok sayarak devam etmesine evrilmiştir. Eğer böyle bir yapı bozuluyorsa, lütfen bozulsun! Sizin derdiniz Türk aile yapısı falan değil; sizin derdiniz geçmişe saplanıp kalmış olmanız, alışkanlıklarınızdan vazgeçememeniz ve toplumun tabularını kutsal sayıp aksi türlü yaşamayı bilmeyişinizdir. Bu nedenle, mutlu olan ve toplum baskısını hiçe sayan bir insan gördüğünüzde onu “bozuk parça” olarak değerlendiriyorsunuz.
Maalesef, sadece orta yaşlılar değil; insani olguları sosyal medyadan öğrenen bazı çocuklar ya da gençler de ezber laflarla nefret besliyor veya bunun üzerinden "mizah" yapıyorlar. Orta yaşlılar bir nebze anlaşılabilir ama gelecekteki bir neslin bu halde olması çok üzücü. Bazı homofobikler var ki, bunların sebebi yalnızca cahillik değil, hem cahillik hem de utançtır. Çünkü bu homofobikler, gizli homoseksüel bireylerdir. Bazıları bunu henüz keşfetmemiştir, bazıları da keşfetmiş, hatta gay porno izleyerek mastürbasyon yapma aşamasına gelmiştir. Ancak yine de homofobiktirler, çünkü toplum baskısından korkarlar. Hatta bazı siyasetçilerimiz de homofobiktir ve homofobik söylemleri olan çoğu siyasetçinin seks kaseti ortaya çıkmıştır. Fakat yine de homofobikler, çünkü toplumda “gay” olmak hep ayıp ve ahlaksızca karşılandı.
Sadece gayler değil, trans bireyler de daha kötü şeyler yaşıyorlar. Hiçbir suçları yokken, sokakta sadece dış görünüşleri yüzünden dövülebiliyorlar. Ve hayatları boyunca bu toplumda cinsel obje olarak görülüyorlar. Sorarım size; bir insanın sırf seks hayatı ve dış görünüşü yüzünden bu kadar acı çekmesi ne kadar doğru?
CİNSEL EĞİTİM
Merhaba sevgili ailem, sevgili hükümetim ve sevgili büyüklerim. Sizler geçmişte nasıl yaşadıysanız yaşadınız; geçmiş, geçmişte kaldı. Ancak sizin travmatik düşünceleriniz, benim gençliğime, hormonlarıma ve cinsellik ihtiyacıma engel olamaz. İstediğiniz kadar sakının, istediğiniz kadar porno sitelerini gizleyin, istediğiniz kadar “aman çocuklar duymasın” diye gezinin. Sizin saklamanız ve bana doğru yollarla aktarmamanız sadece eksik öğrenmeme ve bu konularda yetersiz kalıp ileride sorunlar yaşamama sebep olur.
Okulda “ergenlik” ve “üreme” adı altında verilen dersler elbette yeterli olmuyor. Mesela neden cinsel yolla bulaşan hastalıkları anlatmıyorsunuz? Veya her kadın orgazm olur mu, olmaz mı? Hocam, ben cinsel organların detaylı anlatımından ziyade, “kızlık zarı” gibi toplumun bir türlü aşamadığı ve bizim de henüz bilmediğimiz cinsel eğitim konularını öğrenmek istiyorum. Korunma yolları hakkında kısık sesle konuşarak biz gençleri korumuş olmuyorsunuz. Aksine, bilmediğimiz için genç yaşta hamile kalma oranları artıyor. Cinsel ilişki esnasında yapılabilecek manipülasyonları öğretmemek, sadece ilişki sırasında istenmeyen durumların ortaya çıkmasına yol açıyor.
Neden bu kadar sakınıyorsunuz? Neden bu kadar korkuyorsunuz? Gerçekten anlamış değilim. Genç yaşta hamile kalma oranlarının artması gibi, kontrolsüz doğumlar da artıyor. Çünkü insanlar kürtaj olmaya çekiniyorlar. Kürtaj gayet normal ve gerekli bir durumdur. Kürtajı kötüleyenler ve bu nedenle zaten çekinen kadınları daha da içe kapanık hale getirenler ise saf kötülüktür. Ailelerinden çekinen ve konuşacak kimsesi olmayan gençler için, jinekologlar bu konular üzerine seanslar verebilir. Bu durum, kontrolsüz olan çoğu şeyin önünü kesebilir.
“Bunun yerine seks yapmasınlar” diyenler olacaktır. Şöyle ki, cinsellik bir ihtiyaçtır; bunu tekrar tekrar söyledim ve söylemeye devam edeceğim. Sırf bazı şeyler kontrolsüz diye bu durumu “Yapmasınlar o zaman” diyerek geçiştirmeye çalışmak, cahillikten başka bir şey değildir. Biyolojik olarak vücudun cinselliğe hazır olduğu yaş aralığı 15-18’dir. Bu yaş dilimindeki herkes seks yapmalı elbette demiyorum, fakat bu yaş dilimindeki insanlar her türlü cinselliğe ulaşabilecekleri için, sağlıklı ve detaylı bir şekilde cinsel eğitim verilmelidir. Çocuğunuzu evden hiç çıkarmasanız bile, yine de cinselliğe ulaşacaktır; sexting, nude fotoğraflar ya da porno siteleri aracılığıyla. Bu nedenle yapılması gereken şey engellemek değil, öğretmektir. Bunu ebeveyn olarak siz yapmak istemiyorsanız, dediğim gibi, bir jinekologdan yardım almak en sağlıklısıdır.
HAPLAR, PEDLER VE SİYAH POŞETLER
Kontrolsüz hamileliklerin ve cinsel yolla bulaşan hastalıkların en temel sebeplerinden biri, eczanelerden prezervatif, doğum kontrol hapı ve ertesi gün hapı gibi önemli ürünleri istemekten utanmaktır. Daha sonra, gebeliğin ilerleyen aylarında kürtaj yapılamadığı için maalesef dünyaya kontrolsüz bir şekilde doğmuş bebekler geliyor. Prezervatif kullanılmaması sonucu meydana gelen bir diğer sorun ise cinsel yolla bulaşan hastalıklardır. Anal, oral veya vajinal yollarla bulaşan bu hastalıklar kansere kadar ilerleyebilir, dış gebeliğe sebep olabilir ve kalıtsal olup bebeğe bile geçebilir.
Seksten bağımsız olarak, doğum kontrol haplarının ve ertesi gün haplarının kadınlara ciddi zararları vardır. Doğum kontrol hapları ağır ilaçlardır ve sadece seks için kullanılmazlar. Regl düzensizliği veya hormon sorunları gibi durumlarda küçük kız çocuklarına da reçete edilebilir ve sadece hormonlar üzerinde değil, örneğin korneada bile zararlı etkiler yaratabilir. Ayrıca kilo aldırdığı için birçok kız bunalıma girebilir ve kendini kötü hissedebilir. Saati saatine alınması gereken bir hap olduğu için, bir gün bile aksatılması sorun yaratabilir.
Bir de ertesi gün hapları var. Korunmasız ya da prezervatifin yırtıldığı sekslerden sonra alınan bu haplar, olası bir gebeliği anında engellediği için içerdiği hormon miktarı oldukça yüksektir. Seksle ve hormonlarla ilgili neredeyse tüm yükü kadınların çekmesi gerçekten çok can sıkıcı. Haplar yüzünden baş dönmesi, kusma, meme hassasiyeti gibi yan etkiler yaşayan kadınlar, buna rağmen günlük hayatlarına hiç aksatmadan devam etmek zorunda kalıyorlar. Bu, gerçekten ekstra bir güç gerektirir; tüm kadınlar çok güçlü. Anlık bir seks yüzünden yaşadıkları bu dertler, seks sırasında aldıkları o kısa süreli zevki bile gölgeleyebiliyor.
Haplar ve
prezervatiflerin yanı sıra, en doğal ihtiyaç olan pedleri satın alırken bile
utanıyoruz. Pedlerin diş fırçasından farksız olduğunu hala anlatamadık şu
topluma. Tampon ve menstrüel kaplar gibi alternatifleri hala bilmeyen birçok
genç kız var maalesef. Tampon biraz daha bilinirken, menstrüel kapların
kullanımı o kadar az ki çoğu eczanede bile satılmıyor. (Aman çok ayıp,
vajinanın içine sokuluyor, satılmasın böyle şeyler, maazallah Türk aile yapısı
bozulur.) Menstrüel kaplar, ped ve tamponlardan daha sağlıklı ve doğa dostudur.
Kesinlikle daha fazla bilinmesi ve yaygınlaştırılması gerekiyor.
Umarım ileride tıp camiası, doğum kontrol haplarının yarattığı bu işkenceye yeni bir alternatif geliştirir ve bir yandan sağlığımıza kavuşmak için uğraşırken, diğer yandan sağlığımızı kaybetmeyiz.
OBJE DEĞİLİM İNSANIM
Ben bir kadınım. Benim sürdüğüm kırmızı ruj, giydiğim etek, gözüken sütyenim ve sadece nezaketen gülümsemem, bunların hiçbiri bir cinsel davet değil. Her hareketi cinsel davet olarak algılamak, evrimsel süreçte kalmış bir durumdur ve üzerinden milyonlarca yıl geçti. Bence artık atalarımızın yaşam stilini bırakmalıyız. Sadece kadına değil, kız çocuklarına da cinsel obje olarak yaklaşılması, sadece sapıklıktır. Bu durum genelde tarikatlarda ve Kur'an kurslarında oluyor. Bir kız çocuğuna türban takmak ve “vücut hatları” gözüküyor diye onu çocuk gibi değil, kadın gibi giydirmek ve buna göz yummak, yalnızca pedofiliyi meşrulaştırmaktır. Çoğu Anadolu lisesinde kız öğrencilerin tayt giymesi yasak. Neden? Çünkü vücut hatları belli oluyor ve erkekler azıyor. Gerçekten bu kadar çok cinsellik üzerine oluşturulmuş kurallar, insanların cinsellikten başka bir dertleri olmadığını gösterir. Eğer yaşını başını almış bir öğretmen, bir öğrencinin giydiği kıyafete azıyorsa, öğretmen kafasını değiştirecek, öğrenci üstünü değiştirmeyecek. Ben bir kadınım. Ben, Orta Doğu’da yaşayan büyük memeli bir kadınım. Çoğu kadın burada memelerinden utandıkları için ve belli olmasın diye ergenliklerini kambur durarak geçiriyor. Ben büyük memeli bir kadınım. Benim dik oturmam, meme ucumun belli olması, memelerimin sallanması ve bunları gizlememem beni obje yapmaz. Kadınlar da 31 çekerler, kadınlar da azarlar. Fakat kadınlar bunları hiç sesli söylemezler; hatta bırakın sesli söylemeyi, dile dahi getirmezler. Çünkü kadının yürümesi bile bir cinsel davet olarak algılandığı için, bir de mastürbasyon yaptığını dile getiren kadın “fahişe” olarak adlandırılır.
BEN SUÇLU DEĞİLİM
Cinsel tacizler ve suçları olmayan insanların kendilerini suçlu hissetmeleri... Buna bir örnek vermek istiyorum. Sex Education adlı dizinin 3. sezonunda Aimee adlı karakter, otobüsle okula giderken arkasında duran adama nezaketen gülümsüyor ve adam mastürbasyon yaparak kızın pantolonuna boşalıyor. Kız, aylarca kendini suçlu hissediyor, sevgilisinin dokunmasından dahi rahatsız oluyor ve uzun bir süre otobüse binemiyor. Taciz ve tecavüz vakalarında mağdur kesinlikle ama kesinlikle suçlu değildir. Evet, söylemesi kolay, yaşaması zor; farkındayım. Fakat bu durumda utanması gereken ve suçlu hissetmesi gereken tek kişi, tacizi yapan kişi olmalıdır. Taciz ve tecavüz vakalarını yakınlarımızdan, hatta partnerimizden bile görebiliriz. Seks sırasında bir taraf "hayır" diyorsa, fakat diğer taraf ısrarla devam ediyorsa, bu da tacizdir; eğer ileriye gidilirse tecavüzdür. İlişki içinde bunu kabul etmek zor olabilir. Fakat istenmeyen bir şey yaşandıysa, bu bir tacizdir. O kişiyle ilişkiniz ne olursa olsun, ne kadar severseniz sevin, böyle bir şey yaşandıysa yalnızca gidilmelidir.
CİNSELLİK VE SİYASET
Siyasal İslam’ın etkisinin giderek artmasıyla birlikte, Cumhuriyet rejimiyle yönetildiğimiz ve sözde halkın söz sahibi olduğu bu ülkede, maalesef baştakilerin aldığı kararlar ve halkın özel hayatına müdahale eden uygulamalar, rasyonellikten uzak ve çözüm üretmeyen nitelikte. Örneğin, bazı anime sitelerinin kapatılması ya da video oyunlarına "toplumsal ve ahlaki bozulmaya neden oldukları" gibi saçma gerekçelerle erişim engeli getirilmesi, akıl dışı ve irrasyonel adımlar olarak karşımıza çıkıyor.
Bu tür müdahaleler, devletin bireylerin özel yaşamına gereksiz yere karıştığını gösteriyor. Seks ve ahlak takıntısı haline gelmiş bu yaklaşımlar, özgürlükleri baskılayarak toplumun gelişimini engelliyor. Oysa kimse, başka birinin özel hayatına müdahale etmediği sürece, kendi tercihlerine dair kimsenin karışma hakkı olmamalıdır. Devletin, bireylerin özel yaşamlarını düzenleme yetkisi yoktur ve bu tür adımlar yalnızca baskıcı ve totaliter rejimlerde görülür.
Özgür bireylerin yaşadığı bir toplumda, devletin görevi bireylerin hak ve özgürlüklerini korumak olmalıdır, bunları kısıtlamak değil. Kendi hayatlarımız üzerinde sahip olmamız gereken söz hakkı, başkalarının keyfi müdahaleleriyle elimizden alınmamalıdır. Çünkü birey özgürlüğü, bir toplumun en temel yapı taşıdır.
SON SÖZ
Cinsellik sanıldığı kadar basit ve önemsiz bir şey değil. Ve yalnızca biyoloji dersinden öğrenilen bilgiler yetmiyor. Toplumda çoğu sorunun altında yatan etkenlerden biri de eğitim ve okumak. Çağımızın insanı okumuyor ve ilkel insanlar gibi geziyorlar. Lütfen okuyun; her konuda okuyun. Ben bu şekilde toplumun sustuğu bir konuyla ilgili yazmak istedim. Umarım kendimi ifade edebilmişimdir. Sağlıcakla kalın.
- Anstoak
Yorumlar
Popüler Yayınlar
Zaman Tüm Beyinlerin Ortak Zihnidir
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
.jpg)
.jpg)
.jpg)







selam, ben varta. Siteye göz atmak için girmiştim. Anstoak okuduğum şey karşısında büyülendim. Kalbin kalemin ve cesaretin için seni kutlarım! Müthiş bir yazı olmuş.
YanıtlaSilAhh! varta çok teşekkür ederim umarım senin gibi yazıyı sonuna kadar okuyanlar çıkar
Sil