Nitelikli
İMAN GÜCÜ #DÖRT (SON)
Tekrardan herkese selamlar. Umarım iyisinizdir ve keyifler yerindedir.
Diğer bölümde söz verdiğim üzere bu bölümde sizlere yurtta kalmanın olumlu yönlerinden de öte hayata dair olumlu şeylerden bahsedeceğim. Malum bir önceki bölümde oldukça olumsuzluklardan söz etmiştik.
Genel olarak baktığınızda, insan yapısı olumsuza daha meyilli ve yaşadığı olumsuzluklar geçse de o olumsuzluğun etkisinde kalmaya yatkın diyebilirim. Ama bu olumsuz durumları zamana bırakıp hayatının merkezine olumlu şeyler koymaya çabalayan insanlar da azımsanamayacak kadar fazla. Özünde tüm bu yaşananlar insanın hayata bakışına, hayatla nasıl mücadele etmeyi seçtiğine bağlı. Çünkü hayat her zaman inişli çıkışlı. Bana sorarsanız yaşadığımız coğrafya da bu duruma oldukça büyük bir etki etmekte. Yapmanız gereken bu inişlerin içinde bir çıkış, bir ışık bulmak olacaktır. Hayatın genelinde olan bu durum yurt hayatının genelinde de bu şekildeydi. Yurt, hayatın içinde sahte bir hayat gibiydi adeta. İlk zamanlar size öğretilen o öğretilerde yaşardınız. İlk zamanlar diyorum fakat bu durum ilerleyen zamanda da böyle devam edebilir. Bu kişinin kapasitesine bağlı bir durum. Kişi uyanıp gerçeklerle yüzleşir ve hayatta olumlu şeyler aramaya yönelirse bu uyanışla başa çıkabilir. Aksi takdirde sahtelikler altında ezilir. Tabii uyanıp gerçekler altında ezilmesi de olası.
Özünde yurt hayatı olumsuzlukların içinde olumlu şeyleri görebilmekti. Aslında sadece yurtla sınırlı kalmayarak hayatta da böyleydi. Aksi taktirde ne olumlu şeylerin gelip sizi bulacağı vardı ne de olumsuz şeylerin peşinizi bırakacağı.
Aslına bakarsanız olumsuz şeyler hiçbir zaman peşinizde değildi. Sadece siz onları fazla büyütmüş ve hayatınızın merkezine o olumsuzluğu koymuştunuz. Hayatta olumsuzluklar kadar olumlu şeyler de vardı. Belki bu olumlu şeylerin bir kısmı ayrıntılarda gizli, bir kısmı da ufak tefek sizinle adeta saklambaç oynayan keşfedilmeyi bekleyen şeylerdi.
Yurt hayatımın başlarında beni de olumsuz şeyler çevrelemişti ya da ben olumsuzluklara saplanmış kalmıştım. Olumlu bir şey olsa bile bana sanki bu şey hiç gerçekleşmemiş gibi hissettiriyordu. Ta ki yurt hayatımın sonlarına doğru olumsuzluklar kadar olumlu şeylerin de olduğunu fark edinceye kadar. Bu aşamaya olgunluk mu dersiniz farkındalık mı bilemem fakat artık olumsuzluklar beni çok da derinden etkilemiyordu. Nedeni ise bazı olumsuzlukların benim elimde olmadan gelişmesi ve bir değişiklik yapamıyor oluşumdu. Böyle bir durumda mutsuz olmaya ve ertesi günümü de olumsuz bir hale sürüklemeye ne gerek vardı? Bu farkındalığa ulaşmadan önceki her olumsuzluk o zamanlar benim için hem hemen bitmesini dilediğim birer kabus hem de başa çıkılamaz birer baş belasıydı. Şimdilerde ise özlediğim rüyalar... Bazen şu anki ben ile o zamanları tekrar yaşamayı çok istiyorum. Fakat bu artık teknik olarak mümkün değil.
Yurtta olan o arkadaşlıklar bir daha asla olmayacak. Bize tüm imkanları ile baktığını söyleyenler, yalnız kendi inançlarının doğru olduğunu iddia edenler, sözde din ile dünyayı ayakta tutanlar, bir de kendilerini bilgin zannedip hayat nedir bilmeden hayatı öğretenler, birbirine zıt tutarsız davranışlara inanarak bu kadar imanlı savunmalar bir daha ne zaman yaşanacak? Konfor alanından uzak bir savaş yakın zamanda bir daha yaşanmayacak. Çünkü zaman geçti ve en önemlisi ben değiştim. Bazen öyle istemediğiniz kötü durumlar olur ki o anın bir an önce geçip bitmesini dilersiniz. Ama o bazı durumları daha bir yılı bile doldurmadan özler ve yad etmekten geri duramazsınız. Çünkü görülen her durumda olan budur: Zorluk değer kazandırır her şeye. Bolluğun, konfor alanımızın verdiği her bir zevk artışı aslında var olan zevkimizi köreltir, yok eder. Zevkimizi doruklara çıkartan, coşturan şeylerse az ve zor bulunanlardır.
Kısacası her şey anda, zamanında güzeldir. Benim artık ne hayal satanları dinlemeye tahammülüm ne de daha fazla maskeyle dolaşmaya gücüm var. Çünkü yeterince hayal satın aldım ve artık maske takmaktan da yoruldum. Sadece yeni günlere odaklanmayı ve kendimi inşa etmeye ihtiyacım var hepsi bu kadar.
Aslında geçen bölümde ne kadar olumsuzluklardan bahsetmiş gibi görünsem de her bir olumsuzluk içinde olumluluğu başlatır. Sadece o zamanlar olumsuzdan olumluyu yaratmaya gücümüz yoktur. Şimdiyse var.
Bu seriyi yazarken belki artık çoktan kopmuştum yurttan ve de değişmiştim çoktan. Yalnız halim değil belki amacım da değişmişti çoktan. Bu seri boyunca aslında değişen ve birbirine zıt gerçekleri yazmaktı tek amacım. Bu yüzden yazabildiğim kadar yazdım gözümün gördüğünce bu yurt hayatından. Ve belki de bir bu kadar daha yazabilirim bu hayat hakkında. Fakat artık yolun sonuna gelmiş bulunmaktayız zannımca. Bu süreçte bana destek olan E.E’ye teşekkür ediyorum. Son olarak da hiçbir zaman karalar bağlamayın. Olumsuzluklar beraberinde hüznü getirir ve hüzün her zaman yersiz, küçük, geçici anlamsızlıklardan ibarettir.
Bu bölüm bu kadardı. AKLINIZI KULLANABİLDİĞİNİZ bir hayat diliyorum. "İMAN GÜCÜ #Altı" hiçbir zaman olmayacak olsa bile ilerleyen zamanlarda başka bir şekilde görüşmek dileğiyle…
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Popüler Yayınlar
Zaman Tüm Beyinlerin Ortak Zihnidir
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar


Yorumlar
Yorum Gönder