Nitelikli
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
VAFTİZ EDİLMEMİŞ DUYGU
VAFTİZ EDİLMEMİŞ DUYGU
"Başka birisine kendime yetemediğim için bağlanıyorsam, karşımda ki kadın ya da erkek benim için bir cankurtaran olabilir ama aramızdaki bağ sevgi bağı olmaz. Çelişki gibi görünse de yalnız kalabilme yeteneği sevebilme yeteneğinin tek koşuludur."
"İnsanlar birçok şeye ihtiyaç duyarlar. İhtiyaç duydukları şeyler için bazen ilişkilere yönelebilirler ve bu da sevgiymiş gibi görünebilir."
- Erich Fromm
Erich Fromm'a göre insanlar ancak kendi kendine yetebiliyorsa ve yalnız kalabiliyorsa, sevebilme yeteneğine sahiptir. Çünkü kendi kendine mutlu olabilen insan bir ilişki içinde de mutlu olur ve ilişki yaşadığı kişiye ihtiyaçtan dolayı değil gerçekten sevdiği için bağlanır.
''İnsan neyle yaşar?'' kısa, zor, düşündürücü ve kalıp haline gelmiş belli cevapları olan bir soru. Aynı zamanda bazılarımız için Lev Tolstoy sayesinde yöneltilmiş bir soru. Zihnimizde oluşan ilk cevaplar başarı, para, huzur ve sevgi fakat sevgiyi bu diğer cevaplardan farklı kılan bir yanı var. Başarı, para gibi insani arzular büyüdükçe yavaş yavaş oluşur veya oluşmaz ama sevgi çok farklı, çok kapsamlı ,çok tehlikeli. Sevgi adeta bir refleks gibi insanın içinde hep vardı. Bebek iken var olan düşme korkumuz gibi uyuma ihtiyacı gibi açlık gibi. İnsan henüz ismini bilmezken ona gösterilen bir oyuncağı sevdi ilgi görmeyi sevdi. Bunlar tabi çok uç ve tartışmaya açık örnekler. Ailede öğrenilir mi? sorusunu ve cevabını açayım o halde. "Aile" denilince çoğunluğun aklına anne, baba gelir bence bu yanlış 1.Dereceden akrabalarımızla ilişkimiz bazen sadece kan bağından ibaret olabilir ve buna rağmen çok güzel sevebiliriz. Veya sosyopat ve sevgiyle alakası olmayan bir insan hiç beklemediği anda aşık olabilir, sevebilir. Sevgi öğrenilen bir şey değildir sevgi adını bilmeden yaşadığımız duygudur. Evrimsel süreçte bir gen misali nesilden nesile aktarılıyor gibi fakat bu gen bazen mutasyona uğrayabiliyor sevgi tehlikeli olabiliyor belki insandan kaynaklı belki de sevginin kapsamlı ve uzun kollu olmasından kaynaklı. Bazen "Nefret" yüzünden bazen "Aşk" yüzünden iki farklı acı dolu duygu evet, sevgi bu yüzden tehlikeli. Her şeyin bir zıt karşılığı vardır bu sevginin tamamen ürkütücü olduğu anlamına asla gelmez. ''Al Yazmalım'' da Türkan Şoray'ın dediği gibi "Emek" Erich Fromm'un dediği gibi "Cankurtaran". İnsan yüzme bilmediği halde atlar derin sulara cankurtarana sarılmak için. Peki limana çıktıktan sonra cankurtaran mı kurtardım deyip çekip gider yoksa insan kurtuldum deyip mi gider? Bu muydu sevgi sadece limana kadar mıydı? Korkma insan kendinden korkma.
"Kıyıda köşede gülüşün kaybolmuş n'olur terk etme yalnızlık çok acı"
- Tanju Okan -Kadınım-
Özlem, hatıralar acı veren bunlar. İnsan unutan bir varlıktır fakat özellikle acı veren hatıralar mıh gibi kazınır kafamıza. Sitem etmemek lazım büyümemizi istiyorlar. Erol Büyükburç'un müziklerinden birinde "Artık sevmeyeceğim bütün kabahat bende" der. Müziklerin çoğu sevgi etkisi altından çıkılınca ortaya çıkar. sözler birbirine benzer, olaylar birbirine benzer. İnsan acı anında sitem ederken söylediği sözlerin bazen yanlış olduğunu bilir ama bildiği halde yapar işte.
Aslında sözün az ve özü: Çelişki gibi görünse de yalnız kalabilme yeteneği sevebilme yeteneğinin tek koşuludur. Açıkcası sözü ilk okuduğumda cümleye kaşlarımı çatarak bakmıştım. Fakat üstüne düşünülürse çok etkileyici bir söz ve birçok anlam çıkarılabilir. Benim yorumum, bir insan önce kendini sevmeli önce kendisine özverisi, saygısı olmalı. Önce ben diyebilmeli. Bu cümlede de bu anlatılmış. Bir insan önceliği kendine vermiyorsa başka bir insanı da sevgiye ihtiyacından dolayı "sever." Bir insan kendini sevmek ister bir başkasına onu sevdiği için değil de o açlığı hissettiği için bağlanır. Sözde de bahsettiği gibi karşısında ki ona sadece "Cankurtaran" olur. Kelimenin tam anlamıyla cankurtaran insanın içindeki boşluğu, açlığı dolduran tabiri caiz ise bir oyuncak yerine konulmuş oluyor.
İnsan kendini severek sevmeyi öğrenir diyebilir miyiz?
Bence diyebiliriz. Sözde anlatılmak istenen de tam olarak bu.
Bir insan kendini sevmezse kimseyi sevemez, kendine saygı göstermezse kimseye gösteremez. Sözde de bahsettiği gibi yalnız kalmak ve sevmek çelişki gibi görünse de olayın kendisi tam da bu. Bir insan yalnız kalabiliyorsa kendine zaman ayırabiliyorsa herkese vakit ayırabilir. Yalnızlık ve sevmek Bakıldığında iki zıt kavram olsa da bu yönden düşününce birbiri ile bağlantılı iki kelime aslında.
Sevmek ne peki? İki insanı birbirine bağlayan neydi?
Bakışlar mıydı yoksa sözler miydi? Sabahattin Ali'nin de dediği gibi
" Bir insan diğer insana hayatta bağlandığından çok daha kuvvetli bağlarla bağlanabiliyormuş."
Madem oluşan bağlar bu kadar kuvvetli neden sürmüyor, neden ilerlemiyor?
Bazen sevmek yetmez diye bir söz veya durum var tam olarak bu. İnsanlar sadece sevgi açlığı için mi ilişki kurarlar?
En kolay örneği sanırım kendimden vereceğim. Ben "Baba" kelimesini yaşamadım. Babam sağ ama bir baba olarak ölü. Bir kız için baba ilgisinin çok önemli ve özel olduğu söylenilir. Demem o ki olay sevgiyi bilmemek değil bütün olay eksiklik. Bu tarz konularda çaba tek taraflı olduğunda çözüme ulaşılmıyor. Hayatta eksikliğini hissettiğimiz, yaşadığımız veya bilmediğimiz tek şey sevgi mi? bence değil. Eksikliğini hissettiğimiz eksikliğiyle resmen yaşadığımız, savaş verdiğimiz belki de onlarca duygu var.
"Her insanın sevme biçiminin farklı olması da bunun bir açıklamasıdır belki. Sevmek her şeyi kabul etmek değildir. Bu arada her şeyin kabul edildiği yerde sevgi sevgi eksikliği olduğundan şüpheleniyorum.''
- Vladimir Nabokov
Her şeyin kabul edildiği yerde sevgi eksikliği ?
Mesela şöyle sevdiğiniz insan normalde olsa hiç hoşlanmayacağınız şeyler yapıyor ama siz onu kaybetmekten korktuğunuz için her şeyi kabul edebiliyorsunuz. Aslında bu korku olmasa kimseye "ihtiyaç" hissetmesek belki de eksikliğini hissetmeyeceğiz.
''Hepsinden zoru bir çeşme değil bir sevgi kuyusu olmayı öğrenebilmektir. Onlara onları sevdiğimizde değil sevdiklerinde sevdiğimizi göstermek için.''
- Nan Fairbrother
Gerçek sevgi bir insanın "ben sınırlarını aşıp bir başka insanın hayatından da sorumlu olduğu düşündürmesi midir" Birbirini sevenler, birbirlerine duydukları sevgi nispetinde diğerinin iyiliğini isterler." diyen Aristo'dan, sevmek sevilen kişinin en iyi taraflarını desteklemek, keşfetmek ve teşvik etmektir. diyen Alain'e kadar birçok filozofun sevgiyi sevilenin gelişiminden duyulan haz olarak algılaması bize yardımcı olabilir mi? Bu gelişimin faydacılıktan çok feragatle mümkün olacağını düşünmek bir anahtar verebilir mi elimizde? Anahtar varsa kapının arkasında ya da önünde olmanın ne önemi var? Buradaki feragatten kasıt nedir?
Kapı, anahtar ve feragat ..Madem işin sonunda sevgimizden feragat edecektik, neden girdik o sevgiye, madem bitecekti madem sonu yoktu o anahtarla kapıyı açtık girdiğimizde önümüze bir yol çıktı o yolun sonunu daha girdiğimiz an yolun sonunda bizi nelerin beklediğini bilsek bile yürür müydük? Yürüyoruz. Şimdi soruyu tekrar soruyorum anahtar varsa kapının arkasında ya da önünde olmanın ne önemi var?
Biz o anahtarla sadece kapıyı açmış oluyoruz. Kapının dışına veyahut içine bir adım atmış oluyoruz. Belki de anahtar sadece onun için var. O kapıyı açmamız ve sonunun nasıl olduğu bildiğimiz yolu yürümek...
https://spotify.link/2setphHR7Cb
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Yorumlar
Popüler Yayınlar
Zaman Tüm Beyinlerin Ortak Zihnidir
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar




Mükemmelll
YanıtlaSilAslında uzun zamandır zihnimi kurcalayan sorularla oluşturulmuş yazıyı okumak hoşuma gitti mükemmel emeğinize sağlık
YanıtlaSil