
Kesin inanç,
bir öğretiye bir kitle hareketine, bir düşünce tarzına körü körüne inanmak ve
sadakat göstermek. Bu eylemler ne kadar farklı gözükseler bile aynı tip ve
düşünce tarzına sahip insanları seçer ve topluluğa çağrıda bulunur.
Körü körüne
bir inanç belirtisi ise sadakat ister. Bir kitle hareketi, ne zaman bireysel
kariyerleri ile ilgilenen ve çabalayan insanları bünyesi çekmeye başlamışsa, bu
alamet o kitle hareketinin güçlenme aşamasını çoktan geride bıraktığına ve
"var olan" gücünü korumaya çabaladığını gösterir. Bu durumda ise o
kitle hareketi amacından çıkmış ve bir kuruluş olmaya başlamıştır. Ayrıca
belirtmek gerekir ki bir kitle hareketi ne kadar çok amacından sapmışsa ve bir kuruluş
olmaya başlamışsa yeni makamlar tahsis etmek, mevki tahin etmek zorunda kalır.
Bu da o kitle hareketinin kendine düşük nitelikli ve asalak insanları kendine
çekmesine neden olur. Çok başarılı olan bir hareketini bile öyle bir sararlar
ki ilk zamanlardaki benliğini adamış kişiler tarafından tanınamaz ve misyonunu
kaybetmiş bir yok oluşa sürüklenir. İnsan yapı gereği yaptığı, uğraştığı işe
değer vermiyorsa muhtemelen başkaların işi ile meşgul olur. Başkalarının işini
dert etme ise şu şekilde ortaya çıkar: Başkalarının açığını aramak, milli,
toplumsal, dini ve ırksal konulara aşırı ilgi göstermek. Kendi benliğimizden
uzaklaşıp, silikleşmemiz ile son bulur. Günümüz toplumunda insanların son
bulmayan telaşlı hayatının getirdiği stres ve “u”mutsuz yaşamın etkileri,
işsizliğin getirdiği ümitsizlik, sırf gelecek kaygısı değil, geleceğe duyula
hayallerin bir bir yok olmasına sebep olur. Böylece işsizler kendilerine kaynak
sağlayanlar yerine, umut tacirlerinin peşinden gitmeleri de daha muhtemel olur.
Kitle hareketleri, insanları hem hayatın zevklerinden yoksun kılıp hem geleceğe
dair umut aşıladıkları için gerekli tatmin sağlanmış olur. İnsanlar bireysel
çıkarlarının ve hayallerinin, uğrunda yaşamaya değer görünmediğinde, hayatı
yaşamaya değer kılacak eylemleri kendinden başka yerlerde arar. Kendine bu “u”mutsuzluğun
ve hayal kırıklığının son bulması için arayışa geçer. Uğruna canımızı verecek
bir amacımız yoksa yaşamaya değer bir amacımızın olup olmadığını konusunda da
şüpheye düşeriz.

Bir kitle
hareketinin yükselişini sağlayan en büyük etkenlerden birisi de, katılan
kişilerin birçoğunu cezbeden muhtemel değişim ihtimalleridir. Çünkü bir kitle
hareketi bir değişim aracıdır aynı zamanda. Ne var ki dini ve milliyetçi
hareketler için aynısını söylemek pek de mümkün değildir. Tabii bir değişim
için kişilerin beklediği değişimin de önemi vardır. İnsanlar birçok şeye sahip
olmak isterler ve sahip oldukları şeylerden çok daha fazlasını elde etmek için
çabalarlar ama hiçbir şeye sahip değilken ki yaşamlarındaki hüsrandan daha
büyüktür. Birçok şeyin yokluğunu çektiğimiz zamanki depresif benliğimizi ise
tek bir şeyin yokluğunu çeker gibi olduğumuz zamandan daha azdır. Bu eylem
karmaşası pek çok durumda böyledir. Ve insanlar iki şekilde umut barındır: Sabır
ve disiplinin destekleyicisi olan¹. Uzak geleceğe karşı beslenen² umuttan
oluşur. Umut kitle hareketi için insanları harekete geçmeye teşvik eder. Ortada
görünmeyen bir şey için umut beklememiz ise sabır ve disiplinden geçer. Bütün
kitle hareketlerini geniş bir bakış açısıyla incelersek hepsinin benzer tipte
insanlara hitap ettiğini de ve kendilerine yakın düşünceli insanları ilk çekemeye çabaladıklarına şahit olursunuz
bundan daha doğal ve olağan bir şey yoktur. Kitle hareketlerinin doğuşu ve
yükselişi için en iyi ortam ise zamanında var olan kolektif bir yapının çökmeye
başlaması, çökmesi ile başlar. Biraz daha anlaşılır olması için eylemler
üzerinden insanların neden kitle hareketine muhtaç olduğunu ya da muhtaç
hissettiğine bir göz atalım. Özgürlük eylemi ile başlayalım. Özgürlük Eylemi, hüsranı hafiflettiği oranda da ağırlaştırabilir. Kişinin
tercih özgürlüğü, yaptığı ve attığı adımlara karşın hüsranı ve başarısızlığı
kişiye yükler. Bir insanın kendisine dair bir güveni yoksa özgürlük onun için
bir yük ve baskıdan ibarettir. Böyle bir insan için özgürlük ne ifade ediyor
olabilir ki? Bir kitle hareketine katılmak bundan da ileri gelebilir.
Birey kişisel özgürlüğünden kaçarak "özgürlükten kurtulmak
için" katılır. Kendi özgürlüklerinden vazgeçen bir insan ise özgürlükten
ziyade eşitlik ister, eşitlik için yanıp tutuşur. Peki neden eşitlik?
Eşitlik tutkusu, dişli bir çarkın dişlilerinden biri olma; ayırt edilmeme
isteğidir. Böylece kimse onu karşılaştıramaz, kusurlarını açığa vuramaz.
Yoksulluk
Eylemi, tükenmişlik ve bıkkınlık ile dolan yeni yetme yoksulların; sahip
oldukları düzenin değişme umudu onları dışlanmış, ezilmiş, mülksüzleştirilmiş
yaşamlarının da etkisiyle bir hareketi çıkış ve kurtuluş gözüyle bakmalarını sağlar.
Onlar kendisini bu adaletsiz dünya tarafından imtiyazsızlaştırıldıklarına
inanırlar ve her türlü ışık vaat eden çağrıya kulak vermeye hazırdırlar.
Birleşme Eylemi,
bir gruba (milli, dini, irsi...) üye olan yoksullar hüsrana yabancılardır. Bir
kitle hareketi çağrısına da aşinadırlar. İnsan yapısı gereği, yaşama
dair sorumluluklarına bireysel yaklaşmaktan ne kadar uzaksa, yoksulluğa
karşı da, kalitesiz yaşamının da o kadar sorumluğundan muzdarip olmak
ister. Tabii ki tek başına bu kadarı yeterli değildir. Kitle hareketi
potansiyel kişileri kendi bünyesine katmak için önce o kişiyi bağımsız bir
bireye dönüştürmeli ve sonrasında bünyesine katmaktadır. Bağımsız bireye dönüştürmek?
Ailesinden, Ülkesinden ve benzer bağlarından koparmaktır (Böl - Yönet). Biraz
daha açayım siz değerli okuyucularım için; bir cemaati, bir kabileyi, bir ulusu
veya bir vakfı özerk bireylere ayırmak, ne otoriteyi etkiler ne de topluluğu.
Etkili bir bölme, Turan Taktiği (tabii ki de değil). Birbirleri ile rekabet
eden ve birbirlerine nefret besleyen sıkı ırksal, dini ve milli
toplulukların sayısını arttırmak ve olanları zevkle izlemekten geçer.
Yükselen kitle hareketleri ve asıl gerçek
nedir?
Artık kitlenin taraf toplaması ve
onları bünyesinde tutması, sunduğu vaatler ve umutlar sayesinde değil,
karanlık ve yabancı benliklerinde bir sığınak bulamayıp kitle
hareketini sığınmak zorunda olduklarıdır. Böylece
hareket gücüne güç katmakta ve çarkın dişlilerinin; çektikleri
zorluklar, mutlak mutluluktan ve umuttan bir haber olarak yaşamaktan
geçmektedir. Esenlikle Kalın. Sevgilerle Eden Everhard ...
Aitlik Sorunsalı
Ne bir ne yüz adımız var bizim
Biz bu hayatta hiçbir şeye
hiçbir
kişiye
fikre
ya da yere
ait olamayanlarız
Zorlama bir devam filmi gibi yaşadığımız şu dönem
Kendimizi adayacak bir davamız yok
Çürük ideolojilere razı kalıyoruz
Çimenin yeşilinden
Yağmurun
düşüşünden
ve en son da hayatın kendisinden
gayriihtiyarı
bıkıyoruz
çok mu geç doğduk,
insanlığı insan gibi yaşamak için?
kim bilir belki de çok erken. . .
Zürih, Villette
Yorumlar
Yorum Gönder