Ana içeriğe atla

Nitelikli

Kayıp Ruhlar Diyarı

"Bu maskenin altında etten fazlası var. Bu maskenin altında bir fikir var. Ve fikirler kurşun geçirmez."   — V for Vendetta Gittiler. En yücesi, en bilgesi, en cesuru… Hepsi gitti. Efsane dediklerimizin tadı, ölümün damağında kaldı. Bize de geriye sadece kemiklerinin karıştığı topraklar kaldı. Peki ya ruhları? İnsanlığa olan görevini tamamlayanların ve tamamlayamayanların, eğer hayata biraz daha tutunabilselerdi neler başarabileceklerini düşündüğümüz o ruhlar… Ruhun varlığı, Tanrı'nın varlığının ihtimaliyle eşdeğerdir. Her ikisi de inançla gerçekliğini korur. Ve biliyoruz ki inanç anlatılmaz; onu açıklamaya çalıştığımızda kelimeler ağzımızda düğümlenir. Ancak sözcüklere dökemediklerimiz hislerimizde yaşamaya devam eder. Kazanılmak için çok geç kalınmış anlar, çürümüş fırsatlar ve gitmiş insanlar… Tüm bu kayıplar, bize hissettirir. Öfke, korku, hüzün, ızdırap ve çaresizlikle yıkanırız. Hâlâ üzerimizden damlayan bu duygularla, yeni doğmuş kadar çıplak ve savunması...

SAPLANTILI DÜŞÜNCELER

Mahkemeler,eskiye yönelik baz alırsak sınıfsal farklılıklarının korunması… ki bence sadece sınıfsal farklılıkların korunması ile sınırlı kalmayıp düzeni korumaya yarayan bir yönetim sistemi. Ama mahkemelerin görevi sınıflar tarafından farklı türlü anlaşılır. Ee tabii görülen şey ise kurumsal olarak böyledir,uygulamada iş değişir. Mahkemelerin amacı sınıfların [toplum] olduğu gibi kalmasını sağlamaktır. Bu sistemi değiştirmek isteyen ve baş kaldıran azınlık kısım ise siyasi suçlu olarak sistemsel olarak birbirini izleyen izlerle,adı suçlular olarak cezalandırılırlar. Kabul edenlerimiz olacaktır etmeyenlerimiz olacaktır.Mahkemelerin şimdi ki düzeni korumayı amaçladıklarını savunan mı dersiniz [ki ne de ıslah etmek olduğunu] toplum içi düşük ahlaklılık,canileşmiş insanların oradan kaldırılması değil midir? Diyenler mi dersiniz. Ne yazık ki üzülerek söylemeye devam edeceğim yoldaşlar mahkemenin amacı ne bunu ne de öbürünü yapmıyor oluşudur. Çünkü işler sınıfların başarabileceği şeyler değildir. Demem o ki, aslına bakılırsa akla uygun iki ceza çeşidi vardır; idam ve sürgün cezası. İnsanların ahlak yönünden giderek zayıflaması ve yanlış gelişmesi yüzünden bu cezalar yavaş yavaş ortadan kalkmaya başlamış,kalkmıştır. Bir insanın işlediği suçtan dolayı canını yakmak tekrarlamasını engellemek amacı dışında düşünülmemelidir. Keza bir insanın yaptığı zararlı ve tehlikeli işten dolayı da kellesini almakta. Bunlar akla uygun eylemlerdir. Ama kötü örneklere maruz kala kala yozlaşmış,aklaksızlaşmış bir insanı cezaevine,kendi ellerimizle kapatmak bu duruma son vermeyecektir. Sadece seçilmiş ahlaksız yuvasından başka bir şey olmayacaktır. Ne anlamı var ? Devlet hazinesinden para alarak –ki her birinin sınıfların vergilerinden çıktığını göz ardı etmemek gerekir. Cezaevleri bizleri tehlikeden korumaz,çünkü içindeki insanlar temelli orada kalacak değillerdir,sonunda yine aramıza salıverileceklerdir. Hem de işin tarjikomik tarafı bu ahlaksızların içeride kendilerini bir kat daha geliştirmiş olarak dışarıya çıkacak oldukları gerçeğidir. Demek istiyorum ki ceza yöntemleri geliştirilmemeli, değiştirilmelidir. Geliştirilmezinin düşünülmesi dahi akıl ve mantığa uymaz. Bu yapılamaz. Cezaevlerini iyi hale getirmek onlara harcanan paralar, eğitime ayrılan parayı aşacağı ve sınıfların [toplumun] sırtına bir yük olmaktan öteye geçemeyeceği gerçeğidir. Ceza sisteminin eksikliği ve kusurları mahkemelerin eksik ve kusurlu olduğunu göstermek diyebilirsiniz ama bu kusurları düzeltemeyiz. Everhard şimdi şu halde sürgüne göndermek ve öldürmek gerek, öyle mi? Olabilir; gerçi biraz zalimce bir ceza şekli ama hiç olmazsa amaca yönelik. Oysa şimdi yapılanlar hem amaca yönelik değil hem de anlamsız. Her şeyden öte sistem içindeki ceza mahkemesi gibi anlamsız zulüm kurumlarında nasıl çalışabildiklerini kavramak olanaklı değil. Yazımı su şekilde bitirmek isterim yoldaşlar: “Gözümüzdeki merteği zamanında görebilsek hepsimiz ne kadar daha iyi olabilirdik.” [1." Sen neden kardeşinin gözündeki çöpü görürsün de kendi gözündeki merteği fark etmezsin..." Yeni Ahit, "Matta", 7:3. ]    Esenlikle Kalın. Sevgilerle Eden Everhard...  

    PENCERE  
pencereyi kapama  
gök dolabilir içeri  
sen neyi görebilirsin  
ıslak bir bulutun ağışını mı
pencereyi kapama
kuş dolabilir içeri
sen neyi taşıyabilirsin
kırık bir dalın yükünü mü

Pencereyi aç
soluğun çıksın dışarı
sen büyütmedin mi ciğerinde onu
Kokusu hayatı yıkasın diye

Pencereyi aç
sesin sarsın dünyayı
duyulur elbet ta ötelerden
Yürek kendini tanır   

ARKADAŞ ZEKAİ ÖZGER

  
     


 


Yorumlar

Popüler Yayınlar