Nitelikli
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
BAŞLANGICIN SONU
Kendine giden yola nasıl ulaşırsın veya ulaştın nasıl ilerleme kaydedersin? Evet tecrübe ve yaşanmışlık etkili olsa gerek bu yola ulaşmakta ve ilerlemekte ama öncelikle gerekli olmazsa olmaz olan bir şey varsa da o kendin olman gerektiğidir. Günümüzde başkalarına benzemeye çalışan tarafta olmak yerine, senin başkalarına benzemeyen tarafta olman gerekmektedir. Böylece bazı konularda erkenden olgunlaşmış, bir çok konuda ise zamanın getirisine ve çabalaman ile doğru orantılı ilerlemiş olacaksın. Kendin olman seni çaresizlik içinde kalmana sebep olabilir. Ve öyle zamanlar olacak ki kendini bazen başka insanlarla kıyasladığında, çoğu kez gurur duyacaksın ve kibir duygusunu tadacaksın. Bu senin cesaretini kırabilir yorgun da düşürebilir. Kendin olma yolunda bazı insanlar kendilerine bir dahi bir deli gözüyle bakarlar. Yaşıtlarına ayak uyduramadıklarını ve onları azımsadıklarına şahit olursunuz. Ama onların içinde, derinlerinde onlara ayak uydurmadığı için bir suç duygusu ve her şeyin daha da kötüye gittiği kanısı vardır ve kendilerini yiyip bitiriyorlardır. Kendinizi başka insanlarla kıyaslamayı bırakın veyahut sizi başkasıyla kıyaslayan insanlara kulak asmayın. Ama önce kendinize sorun “başkaları ile kıyaslanmam doğru mu ?” Doğa sizi insan olarak yaratmışsa kendinizi nasıl maymun yapabilirsiniz? Kendinize farklı, anormal gözüyle bakıyorsunuz ve çoğunluk olmadığınız ve onları takip etmediğiniz için hayıflanıyorsunuz. Böyle zırvalamayı bırakın lütfen. Gökyüzüne bakın, insanların koşturmacalarını izleyin, güneşin doğuşuna bırakın kendinizi, içinizdeki sezgileri,beyninizdeki düşünceleri, ruhunuzda dolaşan günahları bir kenara itin, kendinizi bırakın; böyle olur mu, olmaz mı diye düşünmeyin hiç ama hiç. Çünkü insan kendini yiyip bitiriyor,kalıplara sokuluyor, kısıtlanıyor, zamanla tükeniyor aslında.
Dostlarım, aslında biz hem tanrıyı hem şeytanı, hem karanlığı hem aydınlığı barındırıyoruz derinlerimizde. Bunu asla çıkarmayın aklınızdan. Size tam olarak açamadığım düşüncelerim olsa da devam edeceğim. Ama size şunu diyebilirim söylediklerimi yaşayın, bu düşünceleri, bir sahnede gibi oynayın, bu tam olarak kendine giden yolda henüz büyük bir ilerleme denilemese bile bir başlangıçtır. Dünya her gün değişmekte ve gelişmekte, görüyoruz. Ama kendi içimizdeki benliği, düşünceleri her gün yenileştirmek ve geliştirmek de bizim elimizde. Değişmek, yenilenmek ve gelişmek gerekmiyor mu yoksa? Bunu da aklınızdan çıkarmayın ve korkmayın. Ruhunuzun özdeşdiği, arzuladığı hiçbir şeyden vazgeçmeyin ve tabii unutmayın insan aklına esen her şeyi yapamaz ki ben size aklınıza gelen, arzuladığınız her şeyi yapın demiyorum. Kesinlikle hayır! Ama aklınıza gelen, arzuladığınız ve hepsi kendi içinde anlamlar içeren düşünceleri, kafanızdan aforoz etmek veya ahlak açısından değerlendirerek çıkmaza sokmayın. İnsan kendisini ya da başkasını cehennem ateşinde yanışını, dalgaların kıyıya çarpış sesi eşliğinde düşünebilir ve kafasının içinde çılgın mahşer alanı tasvirleri yapabilir. Dışımızda gördüğümüz şeyler. Evet çoğu zaman içimizdekiler ile aynıdır. İçimizdekinin dışında başka bir gerçek yoktur. Çoğunluğun izlediği yolu seçmek diye bir şey olmamalıdır. Çünkü dostlarım, çoğunluğun izlediği yol kolaydır, bizimkisi ise zor. Anlattıklarımla sizin için ne denli haklıyım burasını kestirmek zor. Ki bir insanın bir insan karşısında ne kadar haklı olabilirse tabii. Hayatın zorlukları ve kendin olma çabası… Herkesin arzulayarak yapabileceği, yaparken bir olacağı işler tabii ki var.Ama kimseye o işler verilmedi. Kendi olmaya çabalayan insanları bekleyen tek bir görevi vardı: kendini aramak, kedine özgü yolda ilerlemek, yolun nereye çıkacağına odaklanmak. İnsanlar sık sık geleceğin hayalleriyle oynamıştır. Belki bir şair ya da peygamber, belki ressam, belki bir avukat ya da doktor, belki daha başka biri olarak gelecekte kendilerini düşlediler. Ama bir gerçek vardı ki tüm bunlar bir hiçti. Şiir yazmak, vaaz vermek, resim yapmak, müvekkilini aklamaya çabalamak, insanları tedavi etmek veyahut başka bir eylem için gelmemiştiniz dünyaya; ne ben ne başkası böyle bir amaç için dünyada bulunmuyordu. Bunların hepsi arada baş gösterip ikinci planda kalan şeylerdi. Herkes için gerçekte bir tek uğraş vardı: Kendini bulmak. İnsan şairlikte, cinnette, peygamberlikte, avukatlıkta, doktorlukta ya da canilikte bulabilirdi kendini, bu insanın bilebileceği bir şey değildi.
İnsanın işi, rasgele bir nitelik taşımayan kendine özgü yazgıyı ele geçirmek,
bu yazgıyı tümüyle ve kesintisiz olarak sonuna dek yaşamaktı. Ruhumun en kuytu
köşeleri tedirginlikle dolup taşıyorsa, ama korku namına bir şey
hissetmiyorsan. İlk kez dış dünyan, iç dünyanla tam bir çakışma gösteriyorsa;
dolayısıyla ruhunun bayram edeceği gündür, dolayısıyla hayat yaşamaya değerdir.
Geri kalanı yarım sayılacak işlerdir; kaçıp kurtulma girişimleri, kitle
idealine sığınmalar, uyum sağlama çabaları ve kendi iç dünyası karşısında
korkuya kapılmalardı. İnsan, benliğini keyfetmek zorundadır. O zaman kolaylaşır yaşam, anlam kazanır hayat.
Esenlikle Kalın. Sevgilerle Eden Everhard...
Hayatım bir mutsuzluk inşaatıydı;
Pollyanna
Çimento, demir, çamur...
Duvarlarımı şiir ve türkü söyleyerek sıvardım.
En üst kattan düşerdim her gün
Esmer bir işçi gibi dilini bilmediğim bir dünyaya...
Pollyanna'ya Son Mektup, Didem Madak
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Popüler Yayınlar
Zaman Tüm Beyinlerin Ortak Zihnidir
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar

Yorumlar
Yorum Gönder