Nitelikli
BİRAZ HAYAT, BİRAZ YAŞANMIŞLIK
Hayat öyküsü;bir çöpçü,bir avukat,bir doktor,bir usta,bir yazar,bir hırsız... her birini kısmen birleştirebilen özellik insan olmaları ve yaşam öyküleri. Her insanın bir öyküsü vardır. Ki her insanın öyküsü tanrısallık nitelik taşır kendi içinde olağanüstülükler,doğanın görevini yerine getirdiği süreçler, merak uyandıracı ve okumaya değerdir. Kimi yaşamlar düzmece,kimi yaşamlar karmaşık, kimi yaşamlar ise cinnet ve delirmeye davet edercesine yaşanmışlık barındırır. Her insanın yaşamı, toplumdan kısmen ufak kısmen ise büyük bir kendini buluş içerir. Kısacası yaşam öyküleri toplumun kendisine bir yolculuğudur. Ve hiçbir insan benliğine ulaşamamış bundan mütevellit kendisi olamamıştır ama bu yaşam öyküsünün devam etmesine engel değildir.
Yaşanmışlıklar dedik,insanlar dedik, yolculuklar dedik... Ama arayışlar demedik. İnsanların yaşamı boyunca süregelen,bitmek bilmeyen arayışlarla doludur. Kimi gaybte arar,kimi kitaplarda,kimi dinlerde,kimileri de insanlarda. Ama hepsinin bir ortak notası vardır. Bir arayış içinde ve kendi arayışlarının mutluluğa ulaştırdığına inanarak yaşadıkları gerçeğidir. İnsanlar farklı arayışlar içindedirler her farklı olan arayış birbirlerini belli bir raddeye kadar anlayabileceklerini değiştirmez.
İnsan düşünce neler neler dememiş. Yaşamdaki amaç? İki yol belki üç ama biz de bu seferlik iki yol üzerinden ele alalım yaşam amacını. Biliyoruz ki bazen bilgi ile donatılmak,temiz üstün ahlaklı ve entelektüel bir insan olmak. Olamakla kalmayıp ona göre bir yaşam yolu çizmek. Ya da yolu bayır aşağı çizip,çaresiz ve her yol ayrımında daha da karanlığa gömülmeye alışıp yaşamı kabullenmek. Ama hangi yolu çizerse çizsin insan herkesin gözünden kaçan şey aydınlık-karanlık yaşam yazgısının birbirinin zıttı derecede çizilmesi ve o şekilde sonlandırılmasının imkansız zorluğudur. Aydınlık yaşam, çizilmesi zor,Karanlık yaşam ise tam zıttı kolaydır. Her yol ayrımı içinde kusur ve doğruluk barındırır bize düşen ise kabullenip diğer yol ayrımını doğru çizmek ve devam etmektir. Çünkü bir bilge insan da bir çocukta yaşamın aktığını,zamanla tüm benliğiyle hisseder ve bilir. Hayat, devam etmektedir her koşulda ve şartlarda ne olursa olsun veryans etmekten de geri durmayacaktır.
Farklı düşüncelerle sizlere deneme sunmaya devam edeceğim.
Esenlikle Kalın. Saygılarla Eden Everhard...
YAŞAMAYA DAİR 1 Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani bütün işin gücün yaşamak olacak. Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde. Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak yanı ağır bastığından. 1947 2 Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan,
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini. Diyelim ki, dövüşülmeye deşer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
Daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu. Diyelim ki hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
Yine de dışarıyla birlikte yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgarıyla
yani, duvarın ardındaki dışarıyla. Yani, nasıl ve nerede olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak... 1948 3 Bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani bu koskocaman dünyamız. Bu dünya soğuyacak günün birinde,
hatta bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız. Şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
Böylesine sevilecek bu dünya
"Yaşadım" diyebilmen için... Nâzım Hikmet
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Popüler Yayınlar
Zaman Tüm Beyinlerin Ortak Zihnidir
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar

Yorumlar
Yorum Gönder