Nitelikli
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
PEYNİRLİ TOST
Tik. Tak. Tik. Tak. Başım ağrıyor. Saat kaç? 21.18. Tik. Tak. Duvar çok soğuk. Sırtım ağrıdı. Ne kadar saattir ayaktayım? Üç? Dört? Yanımda boş bir koltuk var. Neden oturmuyorum? Olmaz. Oturursan herkesin gözü sana döner. Tik. Tak. Ayaklarım ağrıyor. Bir koku alıyorum. Peynirli tost. Karnım gurulduyor. Peynirli tost istiyorum.
Buraya yemek yemek için gelmedin. Paran da yok. Koku sağımdan geliyor. Başımı o tarafa döndürüyorum. İleriki koltuklarda bir çocuk ve annesi var. Çocuğun elinde peynirli tost var. Onu ben istiyorum.
En son ne zaman yemek yedim? Ya da su içtim? Önemli değil. Burada olma amacın o değil. Tik. Tak. Tik. Tak. Saat kaç? 21.20.
İki dakika mı geçti sadece? Ama hastaneler hep böyle olmaz mı zaten? Zaman geçmek bilmez. O soğuk koridorlarda geçirdiğin her dakika bir asır gibi gelir sana.
Tik. Tak. Tik. Tak.
Saat kaç? Çok da önemli değil. Aslında bir peynirli tostum olsa zaman çok daha hızlı geçerdi belki de. Acıktım. Çocuk yemeğini bitirdi mi? Hayır, daha değil. Keşke tostu yere düşürse de yiyemese. Onu ben istiyorum. O benim hakkım.
Tik. Tak.
Niye kimse gelip bir şey demiyor? Normalde bir kalp ameliyatı ne kadar sürer ki? Üç, bilemedin dört saat. O zaman şimdiye kadar bir doktorun yanıma gelmesi gerekmez miydi?
Eve git. Kimse gelmeyecek.
Hayır.
Ama eve gitmeden önce markete uğra. Evde yemek yok.
Param yok.
Nazif Amca aldıklarının parasını sonra ödemene izin veriyor.
Olmaz.
Bir ekmek, bir de peynir alırsın.
Peynirli tost mu yiyeceğim?
Eve gider peynirli bir tost yapar, yersin.
Ayaklarım benden istemsiz ileri atıldı. Herkesin bakışları bana döndü. Niye hareket ettin? Sana bakacaklar demiştim. Niye beni dinlemedin?
Neden onu dinlemedin?
Neden onun yanında olmadın?
Neden ona yardımcı olmadın?
Olmadım mı?
Olmadın.
O seni hep merak etti. Arayıp sordu. Araması gereken sen iken asla onu aramadın, halini hatırını sormadın. Ama o sana asla kızmaz, kırılmazdı. Sana olan sevgisinden kör olmuştu. Sana asla kıyamazdı.Sen?
Neden onu aramadın?
Tik. Tak. Tik. Tak.
Saat 21.28.
Peynirli tost istiyorum.
Duvara geri yaslanıyorum. İnsanların bakışları artık üstümde değil. Kımıldama. Kimseyle göz teması kurma. Konuşma.
Nefes alma.
Nefes alma.
Ölmeyi hak ediyorsun.
Ölmeden önce son bir kez peynirli tost yemek isterdim.
Onun yaptığı peynirli tostu yemek isterdim.
Bir hareketlilik oluyor.
Uzun süren bekleyişten sonra koridorun başından biri yürümeye başlıyor. Yer sarsılıyor. Deprem mi oluyor? Yeri sarsacak şekilde yürüyen biri iyi haber vermek için geliyor olamaz.
Kime gidecek? Azrail’in sıradaki kurbanı kim?
Herkesin gözü o yürüyen adama dönüyor. O ise hiçbirine bakmıyor. Duvar gibi bakışlarıyla dimdik yürüyor.
Herkesin yanından geçip gidiyor. Tost yiyen çocuğun bile yanından geçiyor.
Keşke onların yanına gitseydi.
Azrail yürümeye devam ediyor. Koridorun sonunda yalnız başına duran bir kız var. Saçı başı dağılmış, üzerinde eski kıyafetler var. Kız ona dönüp bakmıyor bile. Karşı duvardaki saate gözlerini dikmiş. Saat her tik sesini çıkardığında o da saatle beraber tik, her tak dediğinde o da saate ayak uydurup tak diyor.
Tik.
Tak.
Bu kız Şevval Tatlıcı’ydı.
“Şevval! Kahvaltı hazır!” Alt kattan ince, naif bir ses adımı söylüyor. Ne kadar mükemmel bir ses. Ninni gibi.
“Geliyorum anne!”
Aynada son kez kendime baktıktan sonra tuvaletten ayrılıyorum.
Bugün benim doğum günüm. 22 Ekim. On bir yaşındayım artık. Büyüdüm mü? Kocaman oldun, derdi annem.
Kocaman oldum.
Hızla merdivenleri iniyorum. Yarı yolda burnuma bir koku geliyor.
“Peynirli tost!!”
Heyecanla masaya yaklaşıyorum. Evet, koca bir ekmekten yapılma peynirli tost bu. Annemin tostu.
“Bugün güzel kızımın doğum günü. O peynirli tost ister de yapmaz mıymışım! Senin için erkenden kalkıp markete gittim, peynir aldım.”
Annem konuşmaya devam ederken ben masaya oturmuş, çoktan tostumdan koca bir ısırık almıştım.
Peynirli tostu çok seviyorum.
Gözlerim buğulanmaya başlıyor. Sayısız yaş gözlerimden ayrılıp yanaklarım boyunca yuvarlanıp, en sonunda yere düşüyor.
Başımı sağa döndürdüm. Azrail yanımdaydı.
Tek bir cümle söyledi. İki kelimeydi.
“Başınız sağ olsun.”
Başım? Başım mı sağ olsun?
Bugün 22 Ekim. Yirmi yaşıma girdim.
Ama bu sene peynirli tost yapmak için yanımda değilsin anne.
- 22'
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Popüler Yayınlar
Zaman Tüm Beyinlerin Ortak Zihnidir
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar


Yorumlar
Yorum Gönder