Ana içeriğe atla

Nitelikli

Kayıp Ruhlar Diyarı

"Bu maskenin altında etten fazlası var. Bu maskenin altında bir fikir var. Ve fikirler kurşun geçirmez."   — V for Vendetta Gittiler. En yücesi, en bilgesi, en cesuru… Hepsi gitti. Efsane dediklerimizin tadı, ölümün damağında kaldı. Bize de geriye sadece kemiklerinin karıştığı topraklar kaldı. Peki ya ruhları? İnsanlığa olan görevini tamamlayanların ve tamamlayamayanların, eğer hayata biraz daha tutunabilselerdi neler başarabileceklerini düşündüğümüz o ruhlar… Ruhun varlığı, Tanrı'nın varlığının ihtimaliyle eşdeğerdir. Her ikisi de inançla gerçekliğini korur. Ve biliyoruz ki inanç anlatılmaz; onu açıklamaya çalıştığımızda kelimeler ağzımızda düğümlenir. Ancak sözcüklere dökemediklerimiz hislerimizde yaşamaya devam eder. Kazanılmak için çok geç kalınmış anlar, çürümüş fırsatlar ve gitmiş insanlar… Tüm bu kayıplar, bize hissettirir. Öfke, korku, hüzün, ızdırap ve çaresizlikle yıkanırız. Hâlâ üzerimizden damlayan bu duygularla, yeni doğmuş kadar çıplak ve savunması...

GİTMEK İSTEDİĞİMİZ YOL AMA OLMAK İSTEDİĞİMİZ YER DEĞİL

   Kader. Kadere alın yazısı derler. Ne olduğumuz, ne olacağımız çoktan belliymiş. Gideceğimiz yol çizilmiş, varacağımız yer belli, kim olduğumuz yazılmış. Tıpkı bir yazarın kaleminden dökülen sözcüklerin karakterin ne yaptığını ve ne yapacağını, kim olduğunu ve kim olacağını yazması gibi. Lakin kader, satırlar gibi düz bir çizgi halinde olan yol değildir. Aslında bakarsanız, kader bir yol değildir. Bir çizgi olarak hayal etmemelisiniz onu. Daha çok bir bütünlük, karmaşadan oluşmuş bütünlük hatta. Yazılı olan şey benliğimizi belirlemiyor; benliğimiz, neyin nasıl yazılacağını belirleyendir. Kaderimize yön veren biziz. Her şey hem belli, hem de belli değildir. Şimdi daha iyi bir açıklama için derinlere inelim.


   En basite indirgendiğinde kader şudur benim için: Varacağımız yer belli, hangi yolla gideceğimi biz seçiyoruz. Bizim seçimlerimiz maalesef ki nerede, ne zaman, ne yapıyor olmamız gerektiğini değiştirmiyor. Hangi yoldan gidersek gidelim, nasıl bir yol çizersek çizelim yine olmamız gereken yerde, olmamız gereken anda varıyoruz. Yaşanması gereken her şey yaşanıyor. Verdiğimiz kararlar yalnızca olmamız gereken yere gittiğimiz yolu değiştiriyor ve her yolda farklı bir süreç bizi bekliyor. Bazen verdiğimiz kararlarla yolu uzatıyoruz, çakıllı bir yol seçiyoruz, dağlık, düzlük, güzel veya zorlu. Fakat vardığımız yer neticede hep aynı. 

 

   Bu dünyaya ne olmak için geldiğimiz belli. Asıl kısım, bize düşen kısım, nasıl olacağız? "Keşke" diye bir şey yoktur benim gözümde. Her "keşke" bir yalandır. Çünkü şuna inan ki, "keşke" dediğiniz şeyleri değiştirmiş olsaydınız bile, kader sizi tekrardan şu anda bulunduğunuz noktaya, olmanız gerektiği yere getirecekti. Kararınızı değiştirmeniz belki yolunuzu kolaylaştıracaktı o kadar. Ancak ne olacağınızdan kaçamazsınız. Bunu bir kez hissetiniz mi, sıyrılmak zordur. Daha zor olanı ise buna inanmayanları ikna etmektir. Bir zamanlar ben de kadere inanmazdım. Verdiğim kararların, irade gücümün hayatımda hiçbir etkisi olmamasını hazmedemez, inanmak istemez ve inanmazdım. Fakat verdiğim savaşlar bana şunu öğretti; her hikayenin bir sonu vardır ve bu bellidir. Sonumuzun belli olduğu bir dünyada yaptığımız şeyler hiçbir şey değiştirmiyor mu peki? Tabii ki de etkiliyor. Karşıma on tane insan alıp tek bir son söylerim ve her birinden bu sonla biten birer hikaye yazmalarını isterim. Size temin ederim elime on tane farklı hikaye geçecektir. Bu hayatını nasıl yaşamak istediğinizi siz seçmeli, ona göre kararlar verip ona göre kaderinizi siz çizmelisinizdir. Bazen varılacak yerden çok, geçtiğimiz yol önemlidir. Hayat da yollardan ibaret değil midir zaten? Sürekli yürümek zorunda olduğumuz bir yol. Sonunda öleceğimizi bile bile yürüdüğümüz. Ancak yine de ona yön vermekten hoşlanıyoruz. Yine de zaman zaman sağa dönmeyi, sola dönmeyi, farklı yollardan gitmeyi istiyoruz. Peki ne olacağımız zaten belliyse hiçbir şey yapmasak da yine olmamız gereken yere ulaşır mıyız? Hayır. Bu öyle bir şey değildir. Kaderiniz size özeldir. Olmamanız gereken bir şey yazılmaz. Eğer siz hiçbir şey yapmadan yatıp, yattığı yerden sırf kaderde yazılı diye bir yerlere gelmeyi bekleyecek biriyseniz, sonunuz da ona göre yazılır. İçinizdeki potansiyelden, yapabileceklerinizden daha fazlası yazılmaz. Yani bizim dünyaya geldiğimiz andan itibaren, hatta daha öncesinden, ne olacağımız belli. Bizim elimizde olan, nasıl olacağımız. Gitmek istediğimiz yoldayız ancak olmak istediğimiz yerde değil.

- Kay Snyder 

 

 

 

https://open.spotify.com/track/0noXtfFOVIvXK0B72sKu34?si=d1c4629eb8e9448a

 

Yorumlar

Popüler Yayınlar