Ana içeriğe atla

Nitelikli

Kayıp Ruhlar Diyarı

"Bu maskenin altında etten fazlası var. Bu maskenin altında bir fikir var. Ve fikirler kurşun geçirmez."   — V for Vendetta Gittiler. En yücesi, en bilgesi, en cesuru… Hepsi gitti. Efsane dediklerimizin tadı, ölümün damağında kaldı. Bize de geriye sadece kemiklerinin karıştığı topraklar kaldı. Peki ya ruhları? İnsanlığa olan görevini tamamlayanların ve tamamlayamayanların, eğer hayata biraz daha tutunabilselerdi neler başarabileceklerini düşündüğümüz o ruhlar… Ruhun varlığı, Tanrı'nın varlığının ihtimaliyle eşdeğerdir. Her ikisi de inançla gerçekliğini korur. Ve biliyoruz ki inanç anlatılmaz; onu açıklamaya çalıştığımızda kelimeler ağzımızda düğümlenir. Ancak sözcüklere dökemediklerimiz hislerimizde yaşamaya devam eder. Kazanılmak için çok geç kalınmış anlar, çürümüş fırsatlar ve gitmiş insanlar… Tüm bu kayıplar, bize hissettirir. Öfke, korku, hüzün, ızdırap ve çaresizlikle yıkanırız. Hâlâ üzerimizden damlayan bu duygularla, yeni doğmuş kadar çıplak ve savunması...

MEMLEKETİM

Kahramanmaraş.


Farklı açı.


   Deprem, yaşadığımız  coğrafyanın maalesef doğal ve değiştirilemez bir gerçeğidir. Bizim yapmamız gereken ise bu gerçeği kabullenmek ve "nasıl uyum sağlayabilirim?" üzerine düşünmek, kafa yormak gerektiğidir. Fakat biz yakın zamanda  yaşadığımız deprem felaketinde de ve gelecekte yaşayacak olduğumuz diğer depremlerde de izlenilen yol doğanın (depremin) bize ayak uydurmasını beklemek olacaktır. Bu da teknik olarak imkansızdır. Deprem oluyor, binlerce insanımız,  binlerce bina yıkılıyor ama biz bu binlerce insanımızın neden öldü, bu binalar neden sağlam yapılmadı... vb. gibi konuları depremin 3. gününde unutur oluyoruz. Yok şu binanın müteahhit şu ülkeye kaçarken yakalandı, yok yağmacılar dövülüyor gibi haberler ile gündemi iştigal ediyoruz. Tamam güzel de yakalanlar ve gereği neyse de yapılsın fakat bilmemiz gereken bir şey var ki o da bu iş sadece kaçan müteahhitlerin yakalanması, yağmacıların dövülmesiyle sonra ermiyor. Başka bir şey daha, 261 saat sonra 3 kişi çıkartıldı, 296 saat sonra bir kişi daha kurtarıldıyı konuşuyor oluyoruz. Anlamlandıramıyorum. Depremde bu kadar uzun sürelerde insanların çıkartılması tabii ki insanın mutlu olmasına, olumlu şeylerinde olduğunu görmesini sağlıyor. Fakat unuttuğumuz bir şey var ki şu an bu yazıyı kaleme alırken ölen vatandaş sayımız 45 bin. Neden kimse bunları konuşmuyor, sebepleri ne, sorumluları kimler düşünmüyor, sorgulamıyor? Yok gün birlik olma günü, yok böyle bir zamanda siyaset yapılmaz, yok şu an bunların sırası değilciller yüzünden feleğimiz şaştı. Ne zaman sırası, kaçıncı deprem, kaçıncı felaketten sonra sırası olacak. Sonra ismi lazım olmayan bazı zatlar  tüm bu olanlara kader, saatler sonra kurtarılan insanlara da  utanmadan sıkılmadan mucize diyebiliyorlar. Depremde camiler yıkılmamışmış. Neden biliyor musun? Bilmezsin, sen hiçbir şeyi aslıyla bilmek ve duymak istemezsin. Ama ben gocunmadan anlatayım. Cami binasının çevresindeki yapılar yıkılmış bak sen şu mucizeye. Camilerin yapılışına binlerce lira harcarsan ve çevredeki en yeni yapılar da ortalama onlardan oluyorsa, deniz kumu kullanmadıysan, cami değil rezidans yapayım daha çok para kazanırım diyip 10 kat çıkmazsan yıkılmak değil sallanmaz bile. İzmir’ de deprem: zina, tecavüz, sapkınlıklar nedeniyle olmuş diyen insanlarla karşı karşıya karlıyoruz. Sene 2023 bir de düşünebiliyor musun ya? Şimdi bu zihniyette düşünen varlık ya da Mahlukat hangisini isterseniz. 26 Eylün 2019 yılında İstanbul 5.8 şiddetindeki depremde sadece cami minaresin yıkılmış olmasını, daha da günümüze gelelim. 
 

İstanbul Avcılar'da depremden yıkılan cami minarasi.


Farklı açı.

  Yaklaşık 5 ay önce İzmir de 4.9 şiddetinde gerçekleşen deprem de sadece cami minaresin yıkılması olayına da  kesinlikle şu yanıtı verecektir: bu cami minaresi, zihniyeti bozuk, zina, tecavüz ve sapkın düşünceli insanlar yüzünden yıkıldı. Tabii efendim.

İzmir Buca'daki depremde yıkılan cami minaraesi


Farklı açı.

    Biz ülke olarak çok hızlı unutur, olayın asıl sebepimden ihtimali olamayan asılsız gerçekliklere, asıl gerçek  sapkın düşüncelere yönelmeyi daha hızlı ve uzun sürdürebilir olduk. İnsanın aklı alır gibi değil. Depremin 3. Günü mahlukatın biri almış eline çevreli bir Arapça yazı, bunu evinize asın sizi depremden koruyacak ya da  her yerlerde gezen çeşit çeşit deprem duaları. Şimdi de biz ateist, imansız olduk kesin ama size sizin dilinizden konuşmam gerekirse de konuşacağım. Allah: Kulum bir işi bana havale etmeden önce  elinden geleni yap sonra bana dua et ve sonrasında bekle nasipte varsa olur der. İslam dinin de buna tevekkül etmek denir. Gidip biraz okuyun lütfen. Bizim ülkemizde yapılan ise olay gerçekleştikten sonra asıl sebebi unutup yok bu ahlaksızlıktan oldu, yok  bu deprem HAARP teknolojisi ile bize yapıldı… sonu gelmeyecek komplo teorileri ile bilimden uzak safsataları konuşur oluyoruz. Bizim ülkemizin artık asıl yapması  gereken gerçeklerden uzunlaştı çok uzun zaman oldu maalesef. Eminim ki her geçen sene yürüyerek değil artık, koşarak uzaklaşacağız.

AMİN.

3'ü 1 Arada Dua

  İlk olarak unutkanlıklarla başladı her şey sonrası ise ip söküğü gibi geldi. Liyakatsiz insanlar, liyakatsiz insanları doğurdu, halkın parasıyla halkın gözleri boyandı, sistem sanki çok kusursuz işliyor, var olan halkını refah ve huzur içinde yüzdürüyormuş gibi ülkeye akın akın göçler alındı. Afganı, Suriyelisi, Pakistanlısı... Açık olmam gerekirse ülke nüfusunun göç öncesi halini baz alırsak bile binlerce lüzumsuz, fazlalık insan vardı ve bu göçler ile bu sayı milyonlara çıktı. Günü kurtarsın yeter kafasıyla kararlar alınarak daha da toparlanamaz hale sürüklendi ve sürüklenmeye devam ediyor. Bu ülke bir günde bu duruma gelmedi. İster inanın ister inanmayın. İsteseniz bana hakaretler edin ama gerçekler acı ve sindirmek kolay değildir.

-Avis Everhard


https://open.spotify.com/track/7FolIy8JFNFEs3M6nWTt6w?si=3d331fd3a6024bbb


Yorumlar

Popüler Yayınlar