 |
| Kahramanmaraş. |
 |
| Farklı açı. |
Deprem, yaşadığımız coğrafyanın maalesef doğal ve değiştirilemez bir gerçeğidir. Bizim
yapmamız gereken ise bu gerçeği kabullenmek ve "nasıl uyum sağlayabilirim?" üzerine düşünmek, kafa yormak gerektiğidir. Fakat biz yakın zamanda yaşadığımız deprem felaketinde de ve
gelecekte yaşayacak olduğumuz diğer depremlerde de izlenilen yol doğanın (depremin)
bize ayak uydurmasını beklemek olacaktır. Bu da teknik olarak imkansızdır. Deprem oluyor, binlerce insanımız, binlerce
bina yıkılıyor ama biz bu binlerce insanımızın neden öldü, bu binalar neden sağlam
yapılmadı... vb. gibi konuları depremin 3. gününde unutur oluyoruz. Yok şu binanın müteahhit şu ülkeye kaçarken yakalandı, yok yağmacılar dövülüyor gibi haberler ile gündemi iştigal ediyoruz. Tamam güzel de yakalanlar ve gereği neyse de yapılsın fakat bilmemiz gereken bir şey var ki o da bu iş sadece kaçan müteahhitlerin yakalanması, yağmacıların dövülmesiyle sonra ermiyor. Başka bir şey daha, 261 saat sonra 3 kişi çıkartıldı,
296 saat sonra bir kişi daha kurtarıldıyı konuşuyor oluyoruz. Anlamlandıramıyorum.
Depremde bu kadar uzun sürelerde insanların çıkartılması tabii ki insanın mutlu olmasına, olumlu şeylerinde olduğunu görmesini sağlıyor. Fakat unuttuğumuz bir şey var ki şu an bu yazıyı kaleme alırken ölen vatandaş sayımız 45 bin. Neden kimse bunları konuşmuyor, sebepleri ne, sorumluları kimler düşünmüyor, sorgulamıyor? Yok gün birlik olma günü, yok böyle bir zamanda siyaset yapılmaz, yok şu an bunların sırası değilciller yüzünden feleğimiz şaştı. Ne zaman sırası, kaçıncı deprem, kaçıncı felaketten sonra sırası olacak. Sonra ismi lazım olmayan bazı zatlar tüm bu olanlara kader, saatler sonra kurtarılan insanlara da utanmadan sıkılmadan mucize diyebiliyorlar. Depremde camiler yıkılmamışmış. Neden biliyor musun? Bilmezsin, sen hiçbir şeyi aslıyla bilmek ve duymak istemezsin. Ama ben gocunmadan anlatayım. Cami binasının çevresindeki yapılar yıkılmış bak sen şu mucizeye. Camilerin yapılışına binlerce lira harcarsan ve çevredeki en yeni yapılar da ortalama onlardan oluyorsa, deniz kumu kullanmadıysan, cami değil rezidans yapayım daha çok para kazanırım diyip 10 kat çıkmazsan yıkılmak değil sallanmaz bile. İzmir’ de
deprem: zina, tecavüz, sapkınlıklar nedeniyle olmuş diyen insanlarla karşı
karşıya karlıyoruz. Sene 2023 bir de düşünebiliyor musun ya? Şimdi bu zihniyette düşünen varlık ya da Mahlukat hangisini isterseniz. 26 Eylün 2019
yılında İstanbul 5.8 şiddetindeki depremde sadece cami minaresin yıkılmış olmasını, daha da günümüze gelelim.
 |
| İstanbul Avcılar'da depremden yıkılan cami minarasi. |
 |
| Farklı açı. |
Yaklaşık 5 ay önce İzmir de 4.9 şiddetinde gerçekleşen deprem de sadece cami minaresin yıkılması olayına da kesinlikle şu yanıtı verecektir: bu cami minaresi, zihniyeti bozuk, zina, tecavüz ve sapkın düşünceli insanlar yüzünden yıkıldı. Tabii efendim.
 |
| İzmir Buca'daki depremde yıkılan cami minaraesi |
 |
| Farklı açı. |
Biz ülke olarak çok hızlı unutur,
olayın asıl sebepimden ihtimali olamayan asılsız gerçekliklere, asıl gerçek sapkın düşüncelere yönelmeyi
daha hızlı ve uzun sürdürebilir olduk. İnsanın aklı alır gibi değil. Depremin 3.
Günü mahlukatın biri almış eline çevreli bir Arapça yazı, bunu evinize
asın sizi depremden koruyacak ya da her yerlerde gezen çeşit çeşit deprem duaları.
Şimdi de biz ateist, imansız olduk kesin ama size sizin dilinizden konuşmam
gerekirse de konuşacağım. Allah: Kulum bir işi bana havale etmeden önce elinden geleni yap sonra
bana dua et ve sonrasında bekle nasipte varsa olur der. İslam dinin de buna tevekkül etmek denir. Gidip biraz
okuyun lütfen. Bizim ülkemizde yapılan ise olay gerçekleştikten sonra asıl
sebebi unutup yok bu ahlaksızlıktan oldu, yok bu deprem HAARP teknolojisi ile bize yapıldı…
sonu gelmeyecek komplo teorileri ile bilimden uzak safsataları konuşur
oluyoruz. Bizim ülkemizin artık asıl yapması gereken gerçeklerden uzunlaştı çok uzun zaman oldu maalesef. Eminim ki her geçen sene yürüyerek değil artık, koşarak uzaklaşacağız.
 |
| AMİN. |
 |
| 3'ü 1 Arada Dua |
İlk olarak unutkanlıklarla başladı her şey sonrası ise ip söküğü gibi geldi. Liyakatsiz insanlar, liyakatsiz insanları doğurdu, halkın parasıyla halkın gözleri boyandı, sistem sanki çok kusursuz işliyor, var olan halkını refah ve huzur içinde yüzdürüyormuş gibi ülkeye akın akın göçler alındı. Afganı, Suriyelisi, Pakistanlısı... Açık olmam gerekirse ülke nüfusunun göç öncesi halini baz alırsak bile binlerce lüzumsuz, fazlalık insan vardı ve bu göçler ile bu sayı milyonlara çıktı. Günü kurtarsın yeter kafasıyla kararlar alınarak daha da toparlanamaz hale sürüklendi ve sürüklenmeye devam ediyor. Bu ülke bir günde bu duruma gelmedi. İster inanın ister inanmayın. İsteseniz bana hakaretler edin ama gerçekler acı ve sindirmek kolay değildir.
-Avis Everhard
Yorumlar
Yorum Gönder