Nitelikli
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
EŞREF - İ MAHLUKAT
Yaklaşık bir aydır Nietzsche’nin “Böyle Buyurdu Zerdüşt” kitabını okuyordum ve her bölümde notlar almaya özen gösterdim. Kitaba başlamadan önce ve başladıktan sonra da kitapla ilgili çoğu kişi anlaşılmaz ve karmaşık olduğunu söylemişti. İlk bölümden son bölüme kadar “üstinsan” konsepti üzerinde duruluyordu. Zerdüşt insanlara ne kadar üstinsanı anlatmaya çabalasa da bunu başaramıyor ve “gülüyorlar işte; beni anlamıyorlar, ben bu kulakların dinleyeceği ağız değilim” diyerek hüsrana uğruyor. Kendisine ve insanlara “kaç dostum, yalnızlığa kaç” ve “Terkedilmişlik başka, yalnızlık başka” diyerek oldukça can alıcı ve güzel öğütler veriyor.
Direkt konuya giriş yapmadan önce ufak bir bilgi vermek isterim:
Üstinsan, Alman filozof Friedrich Nietzsche'nin felsefesinde yer alan ve onun tarafından felsefeye kazandırılmış bir kavramdır. Üstinsan, insanın kendini aşarak, yanılgılardan ve dünya ötesi umutlardan kurtularak ulaşabileceği bir idealdir. Üstinsan, nihilizm ve güç istenci kavramlarıyla ilişkilidir. Üstinsan, insanın hayvanla üst-insan arasında kalmış bir varlık olduğunu ve bu nedenle alt edilmesi gerektiğini savunur. Üstinsan, belli bir ırk ya da ulus değil, soylu bir insan eylemliliği kavramını temsil eder. Üstinsan, Nietzsche’nin insanların evriminin bitmediğini ve halen devam ettiğini iddia ederek insanların evrimini tamamlaması için değişmesini öğütler fakat bu değişim fiziksel değil zihinsel bir değişimdir. İşte bu zihinsel evrim sonucunda üstinsan ortaya çıkar.
İnsanlık
özelliklerimizi zor korurken bir de üstinsanın çıktı başımıza diyebilirsiniz
ama hemen onun öncesinde gelin şu üstinsan konseptine bir göz atalım.
Üstinsan olmak için yukarıda saydığım şeylerin dışında başka neler yapabileceğinizi soruyorsunuz. Bu konuda kesin bir cevap vermek zor, çünkü Nietzsche'nin üstinsan kavramı çok yorumlanabilir ve tartışmalı bir kavramdır. Ancak genel olarak şunları söyleyebilirim:
- Kendinizi sürekli geliştirin ve öğrenmeye açık olun. Üstinsan, hayatın anlamını kendisi yaratan ve kendi potansiyelini ortaya çıkaran kişidir.
- Kendi değerlerinizden ve ideallerinizden taviz vermeyin. Üstinsan, başkalarının baskısı veya beklentisi altında ezilmeyen, kendi özgünlüğünü koruyan kişidir.
- Hayatın zorluklarına karşı cesur ve kararlı olun. Üstinsan, hayatın acılarını ve tehlikelerini kaçınmak yerine yüzleşen ve onlardan güç alan kişidir.
- Kendi yaşam tarzınızı ve mutluluğunuzu belirleyin. Üstinsan, toplumun dayattığı normlara veya standartlara uymayan, kendi istediği gibi yaşayan ve kendini gerçekleştiren kişidir.
- Üstinsan tehlikeli yaşar. Nietzsche’ye göre insan tehlikeli yaşamalıdır. Çünkü insan sadece tehlike durumunda değişip gelişebilir. “İnsan bir iptir, hayvan ile Üstinsan arasında gerilmiş - bir ip ki uzanır bir uçurumun üzerinde” diyerek insanların bu ip üzerinden geçerek üstinsana ulaşmaları gerektiğini savunur. Nietzsche insanların sadece bu dünyaya odaklanması gerektiğini “Tanrı öldü” sözü ile vurgulamış ve tehlikeli yaşamamızı söylemiştir. Fakat buradaki tehlike kızmızı ışıkta karşıdan karşıya geçmek, arabayla 300 km hızla gitmek ya da yüksek bir yerden betona atlamak değildir. Tehlike konfor alanını terk etmek ve bu dünyaya odaklanarak tek bir şansımızın olduğunu kabul etmektir.
Üstinsan olmak için yukarıda saydığım şeylerin dışında başka neler yapabileceğinizi soracak olursanız. Genel olarak şunları söyleyebilirim:
- Kendinizi sürekli geliştirin ve öğrenmeye açık olun. Üstinsan, hayatın anlamını kendisi yaratan ve kendi potansiyelini ortaya çıkaran kişidir.
- Kendi değerlerinizden ve ideallerinizden taviz vermeyin. Üstinsan, başkalarının baskısı veya beklentisi altında ezilmeyen, kendi özgünlüğünü koruyan kişidir.
- Hayatın zorluklarına karşı cesur ve kararlı olun. Üstinsan, hayatın acılarını ve tehlikelerini kaçınmak yerine yüzleşen ve onlardan güç alan kişidir.
- Kendi yaşam tarzınızı ve mutluluğunuzu belirleyin. Üstinsan, toplumun dayattığı normlara veya standartlara uymayan, kendi istediği gibi yaşayan ve kendini gerçekleştiren kişidir.
Bu şekilde üstinsan olmak için başka neler yapabileceğiniz hakkında bir fikir edinebilirsiniz. Tabii ki bu yeterli değildir, bunlar sadece birkaç örnektir. Ayrıca üstinsan olma yolunda kendinizi kaybetmemeye de dikkat etmelisiniz. Üstinsan, insanın aşılması gereken bir varlık olduğunu kabul eden ve bunun için çabalayan kişidir.
Üstinsan olmak için kendinizi nasıl test edebilirsiniz sorunusa gelecek olursam. Bu konuda net bir cevap vermek zor, çünkü üstinsan olmak herkes için farklı şeyler anlamına gelebilir. Ancak genel olarak şunları yapabilirsiniz:
- Kendinizi başkalarıyla kıyaslamaktan vazgeçin. Her insanın başarısı ve başarısızlığı farklıdır. Kendi değerlerinizi yaratın ve kendi özgün düşüncelerinize göre hareket edin.
- Kendinizi sürekli geliştirin ve öğrenmeye açık olun. Üstinsan, hayatın anlamını kendisi yaratan ve kendi potansiyelini ortaya çıkaran kişidir. Yeni beceriler edinin, yeni deneyimler yaşayın, yeni fikirler üretin.
- Egzersiz yapın; çünkü egzersiz yapmak sadece görünüşünüze değil ruhunuza da iyi gelecek. Üstinsan, hayatın zorluklarına karşı cesur ve kararlı olan kişidir. Fiziksel ve zihinsel sağlığınızı koruyun.
- Kendi yaşam tarzınızı ve mutluluğunuzu belirleyin. Üstinsan, toplumun dayattığı normlara veya standartlara uymayan, kendi istediği gibi yaşayan ve kendini gerçekleştiren kişidir. Kendi hedeflerinizi belirleyin ve onlara ulaşmak için çaba gösterin.
Bu şekilde üstinsan olmak için kendinizi test edebilirsiniz. Tabii ki bu yeterli değildir, bunlar sadece birkaç örnektir. Ayrıca üstinsan olma yolunda kendinizi kaybetmemeye de dikkat etmelisiniz.
Üstinsan olmanın
avantajları ve dezavantajları nelerdir diye soracak olursanız ise:
- Üstinsan olmanın avantajları arasında, kendinizi geliştirmek, özgür fikirli olmak, kendi değerlerinizi yaratmak, hayatın zorluklarına karşı cesur ve kararlı olmak, kendi yaşam tarzınızı ve mutluluğunuzu belirlemek gibi şeyler sayılabilir. Bu şekilde hayatın anlamını kendiniz yaratır ve kendi potansiyelinizi ortaya çıkarırsınız.
- Üstinsan olmanın dezavantajları arasında ise, başkaları tarafından anlaşılmamak, yalnızlık hissetmek, toplumun baskısı veya beklentisi altında ezilmek, hayatın acılarını ve tehlikelerini kaçınmak yerine yüzleşmek gibi şeyler sayılabilir. Bu şekilde hayatınızı büyük eylemler uğruna harcamaya hazır olmanız gerekir.
Evet, buraya kadar ki bölüm sıkıcı olan kısımdı kabul ediyorum ama şimdi benim
konseptime geliyoruz.
Eşref-i Mahlukat konseptini oraya atıyorum. Mahlukların en şereflisi anlamını
içeren bu tabir Osmanlıca'da "eşref-i mahlukat" olarak yazılır.
İslamiyet'te insan eşref-i mahlukat olarak nitelendiriliyor. Yani insan
yaratılmışların en şereflisi olarak kabul ediliyor. Ama ben burada bunu
tezatlık içermesi adına hayvana dönüş olarak kabul etmenizi istiyorum.
Nietzsche'nin şu ünlü sözüyle konseptimi sizlere sunmak isterim: "İnsan,
cinsi bozulmuş bir hayvandır." Bu öyle bir hükümdür ki her gün
kanıtlanıyor. İnsan var oluşundan bu yana hayvan olan, bir hayvandan başka bir
şey olmayan insan, yalnız akılsızlıklara ve anlaşılmazlıklardan öte yani
hayvandan öte bir şeye verilmek istedi ama bunu ne derece başarabildi
tartışılır. Bu durumu düzeltmek için işe özümüze dönmemiz gerekmektedir. Yani
hayvana geri dönmemiz gerekmektedir. Buraya kadar okuma sabrını gösterirseniz
sizlere minnettar olduğumu ve bir gelişme kaybettiğimi düşünüyorum. Biraz
sabırlı olunuz. Ben nezdinde maymun-üstinsan arasının oldukça sefil ve bugünkü
durumunun saçma, katlanılmaz olduğunu düşünüyorum. Madem üstinsan olamıyoruz,
neden geriye dönmüyoruz?
Rousseau vahşiliğe dönmeyi öneriyor. Vahşilerin henüz hayvandan ziyade insanlara benzediğini düşünüyorum. Peki siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Siz bunu düşünürken ben de hayvana dönüşmeye devam edeyim.
Bunu
nasıl yapacağım diye düşünüyordum birkaç haftadır. Sanırım buldum da
diyebilirim. Öncelikle bir insan topluluğunu bir dağa koyacağız ve dört ayak
üstünde yürüyecekler. Elbiseleri olmayacak, üstlerini bitkilerle kapatacaklar.
Hiçbir şekilde kişisel bakımlarını yapmayacaklar. Mağaralarda, yaprakların
kendilerinin yaptıkları doğal yataklarda yatacaklar. Çiğ et ve meyve
yiyecekler. Vücut vücuda, kendi cinsleri ile diş dişe, kan kana
dövüşebilecekler… Daha uzayıp gidebilecek maddeler. Bu ilk aşama başarılı
olursa tek kelimeyle zafer. Tabii bu konsepte günümüz aydınları tarafından
lekelemeler ve karşı çıkışlar ortaya çıkacaktır.
Kısacası ben hayvanlığı geri getireceğim ve Hayvanlığın Peygamberi olacağım. Zekice diyebilir ve “Neden ilk kendinle başlamıyorsun?” diye sorabilirsiniz - ki hakkınız var - ama her kurtarıcı gibi ben de başkalarının mutluluğu adına kendimi feda ediyorum. Ve nasıl hayvanların bir terbiyecisi var ve bu yırtıcılığı vahşiliği yok etmek için evcilleştirdiği hayvandan daha vahşi görünmesi gerekiyorsa benim de zekayı yok etmem için zeki kalmaya ihtiyacım var. Umarım kendimi anlaşılır kılabilmişimdir. Tabii ki bu konsepti gerçekleştirmek için belli miktarda paraya ve bir ormana ihtiyaç var. Sizlerin bu muazzam konseptim hakkında düşüncelerinizi merak etmiyor değilim.
Evet, şu an yazının "sıkıcı olarak" belittiğim kısımdan sonrasını okuyan okuyucularımız açıkçası ufak bir tebriği hak ediyorsunuz. Ama ufak. Neden mi? Çünkü zaman kaybıydı.
Hayvan'a Dönüş, konsepti bir safsata ve bir insanın zihnindeki ütopyadan ibaret. Sizlere bir insanın hayal fikirlerini okuduğunuz için teşekkür etmek ise sıfır zekaca. Zaten içinde bulunduğumuz gezegen bu konseptin daha insancıl ve kabul gören versiyonunu içermekte değil midir? Düşünmeye davet ediyorum sizleri. Bir ulusun çıkarları adına başka bir ulusun katledilmesi ve sömürülmesi, tanrı adı altında insanların duygularının ve paralarının emilmesi, evet yanlış okumadınız, “emilmesi”. Daha kibarca olsun istedim. Bir ulusu bir avuç insanın milli ve dini duygularla uyutarak fakirliğe ve cahilliğe sürüklemesi… Tanıdık gelmiş olabilir. Mozambik’ten bahsediyorum. Ve daha uzayıp gidebilecek bir liste. Aslında bizler bu konseptin “İnsanlığa Dönüş” adı altında hayvanlaştırılmışlığın tezat dönüşümüyüz. “Ee napalım, ölelim mi?” diyenlerinize? Başta bahsettiğim üstinsan konsepti mantıklı olabilir ama Zerdüşt’ün de dediği gibi “Ama önce sen kendini inşa etmelisin, dimdik bir beden ve dimdik bir ruhla.”
- Esenlikle Kalın. Sevgilerle Eden Everhard...
Dosta can
Dosta düşman
Düşmana dost
Nefse düşman olmak da var...
Adını koyamadığımız
Ne varsa yaşamda
Hayatımızdalar...
Yaşama dair ne varsa
Yaşadık demek için mi!
Bunca zulümü doğasına insanın.
Yaşanmıştı, anlamsızdı...
Ancak birileri bir anlam katmalıydı
Bunun içindir bu sonlu başlangıç
Varoluşun bilincindeki insan
Sınırlarının keşfindedir,
Kuşatılmışlığın zırhını parçalayıp.,
Bir üst kimlik yaratma anlayışı olmadan
Kendi düşlediği,
Güneş ülkesinde yaşayabilmektir...
-Erol Öner
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Popüler Yayınlar
Zaman Tüm Beyinlerin Ortak Zihnidir
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar





Yorumlar
Yorum Gönder