Ana içeriğe atla

Nitelikli

Kayıp Ruhlar Diyarı

"Bu maskenin altında etten fazlası var. Bu maskenin altında bir fikir var. Ve fikirler kurşun geçirmez."   — V for Vendetta Gittiler. En yücesi, en bilgesi, en cesuru… Hepsi gitti. Efsane dediklerimizin tadı, ölümün damağında kaldı. Bize de geriye sadece kemiklerinin karıştığı topraklar kaldı. Peki ya ruhları? İnsanlığa olan görevini tamamlayanların ve tamamlayamayanların, eğer hayata biraz daha tutunabilselerdi neler başarabileceklerini düşündüğümüz o ruhlar… Ruhun varlığı, Tanrı'nın varlığının ihtimaliyle eşdeğerdir. Her ikisi de inançla gerçekliğini korur. Ve biliyoruz ki inanç anlatılmaz; onu açıklamaya çalıştığımızda kelimeler ağzımızda düğümlenir. Ancak sözcüklere dökemediklerimiz hislerimizde yaşamaya devam eder. Kazanılmak için çok geç kalınmış anlar, çürümüş fırsatlar ve gitmiş insanlar… Tüm bu kayıplar, bize hissettirir. Öfke, korku, hüzün, ızdırap ve çaresizlikle yıkanırız. Hâlâ üzerimizden damlayan bu duygularla, yeni doğmuş kadar çıplak ve savunması...

ÖZGÜR

     Özgürlük nedir? Bir mahkum için sokaklar olabilir. Ancak bir başka biri için, o sokaklara tutsaktır. Kimisi evinde özgürdür, kimisi o evden kurtulmak ister. Özgürlük herkesin hakkıdır. Yeni doğmuş bir bebekten, hayatının son anlarını yaşayan birine kadar. Özgürlük sahip olabileceğiniz bir şey değildir öncelikle. Ne zamanki özgürlük size sahiptir, işte o zaman özgürsünüzdür. Peki özgür olmak için özgürlüğün bize zincir vurmasına izin vermek de, özgürlük kavramına ters düşmez mi?

   Bütün bu karmaşanın arasından çıkalım ve gelin size asıl özgürlüğü anlatayım. Ele avuca sığmazdır. Tarifi yapılamaz çünkü şu dünyadaki yaşamış, yaşayan ve yaşayacak her fani can; farklı bir tat alır özgürlükten. Ne kadar farklı kişiye sorarsanız, o kadar farklı özgürlük olduğunu keşfedersiniz. Bir oyuncu için sahnede, farklı rollere bürünmektedir özgürlük. Bir şarkıcı için sahnede o yüksek notaya çıkabilmektir. Bir ressam için fırçasıyla tuvalini birbirine kavuşturmaktır. O yüzden mutlak bir cevaba ulaşamayız bu soruda. Ben özgürlüğü ufuğa benzetirim. Önce yalnızca uzaktan bakarız. Ne olduğunu bilmeden, bize ne getireceğini, giderken nelerle karşılacağımızı bilmeden yalnızca bakıp hayaller kurduğumuz o ufuk çizgisi. Her daim çok uzaktır. Hiçbir zaman varmış sayılmayız. İşte attığımız o kulaçlar sonucu ciğerlerimiz soluk almaktan yorulduğunda, kaslarımız acıyla inlediğinde, asla varamayacağımızı anladığımız anda pes edip, kendimizi okyanusun sükûnetine bıraktığımız anda gerçekten özgürlük aslında. Yani, özgürlük bizim hayalimizde peydah ettiğimiz şey değildir hiçbir zaman. Bir andır özgürlük. Bir anıdır. Kimileri için bir mevsim, belki de bir düş, sevdiğimiz yemeğin tadı, sonu bizi tatmin eden bir film. Bilmektir, bazen de bilmemek. Bizi özgür kılacağını sandığımız hedefin uğrunda ilerlediğimiz yoldur sadece. Dilemek, en büyük özgürlüktür. Düşlemek ve hayal kurmak. Koskoca evrenin, bizim minik dünyamızın semasına yansımasına bakıp bir göktaşının bizim düşümüzü gerçekleştirebileceğini dile getirmesidir özgürlük. Bu dileğe inanabilmektir. İmkansız olduğunu bile bile, olmaz diyenlerin aksine her gece başını yastığa koyduğunda gönül rahatlığıyla inanabilmektir. Kuralsız olmaktır. Nedensiz inanmak, nedensiz gülmek, nedensiz sevmek, nedensiz dilemek; belki de daha hayattaki gayelerini bulamamış insanların bize zincir vurmasına izin vermeden yaşamaktır özgürlük. Evet, yaşamdır. Yaşamın bize getirdiği fırsatların bir diğer adıdır. Gözünü yeni bir güne açabilmek, sokağa adımını atabilmek. Korkmak veya korkamamak. Ne yaparsan yap, özgürsündür aslında. Çünkü özgürlük, senin içindedir. Onu yaşatmak senin elinde. Kendini ancak kendi ellerinde özgür kılabilirsin. Kendine izin ver. Saçma da olsa o şeyi yapmana izin ver. İmkansız da olsa aynı hayali her gece düşlemene izin ver. Canının yanacağını bile bile, korkmadan düşmene izin ver. İzin ver ki, başarısız olduğunda bile evren seni özgürlüğün münhasır tadını almaya layık görürsün. Bu gün özgürlüğü kovala ki, yarın o yolda kaybolursan; kaybolmanın özgürlüğüne sarıl. Kendini kısıtlama, özgür yaşa ki; ömrün zincirlerden kurtulmaya çalışarak geçmesin. Lakin o zincirler paslandığında, kendinde onlardan kurtulmaya çalışacak gücü bile bulamayabilirsin. Bazı zamanlarda özgürlüğü bir kişide buluruz. Bizi olduğumuz gibi seven, yanında yargılanmadan hareket edebildiğimiz birinde. İşte öyle kişiler bize en büyük hediyeyi verirler, özgürlüğü. 

   Şu dünyada kovaladığımız çok fazla şey var. Onca farklı hedef, onca farklı yol. Aslında biz, hayal dediğimiz şeyin peşinden koşarken ister istemez özgürlüğü kovalamaktayız. Demek istiyorum ki, tüm dünyanın olmak istediği tek bir şey var: özgür.

- Kay Snyder 

 

https://open.spotify.com/track/7yq4Qj7cqayVTp3FF9CWbm?si=052953c2253149fe

 

Yorumlar

Popüler Yayınlar