Ana içeriğe atla

Nitelikli

Kayıp Ruhlar Diyarı

"Bu maskenin altında etten fazlası var. Bu maskenin altında bir fikir var. Ve fikirler kurşun geçirmez."   — V for Vendetta Gittiler. En yücesi, en bilgesi, en cesuru… Hepsi gitti. Efsane dediklerimizin tadı, ölümün damağında kaldı. Bize de geriye sadece kemiklerinin karıştığı topraklar kaldı. Peki ya ruhları? İnsanlığa olan görevini tamamlayanların ve tamamlayamayanların, eğer hayata biraz daha tutunabilselerdi neler başarabileceklerini düşündüğümüz o ruhlar… Ruhun varlığı, Tanrı'nın varlığının ihtimaliyle eşdeğerdir. Her ikisi de inançla gerçekliğini korur. Ve biliyoruz ki inanç anlatılmaz; onu açıklamaya çalıştığımızda kelimeler ağzımızda düğümlenir. Ancak sözcüklere dökemediklerimiz hislerimizde yaşamaya devam eder. Kazanılmak için çok geç kalınmış anlar, çürümüş fırsatlar ve gitmiş insanlar… Tüm bu kayıplar, bize hissettirir. Öfke, korku, hüzün, ızdırap ve çaresizlikle yıkanırız. Hâlâ üzerimizden damlayan bu duygularla, yeni doğmuş kadar çıplak ve savunması...

TAHRİBAD-I AŞK


Lou Andreas-Salomé


TAHRİBAD-I AŞK

Aşk, insanlığın mihenk taşı, hayatın gerçek anlamı, insanlığın tüm umudu. Hayır, aşk bunların hiçbiri değildir. Aşk adeta insanlığa bulaşmış bir hastalıktır. Aşk duygulardan uzak bir yanılsamadır.

Şimdi soracaksınız: Aşk değilse nedir bu bağlılık, nedir bu heyecan, nedir bu kalbi yerinden söken his?

Cevap çok basit: Aşk kimyasal bir hormondur. Aşk bir yanılsamadır ve tek hakikat sevgidir. Eğer manyak bir obsesif değilseniz aşk ve sevgiyi ayırt edebilirsiniz. Aslında aşık olduğunuz kişiye beslediğiniz duygu anne, baba, dost gibi kişilere beslediğiniz sevgi ile aynıdır; sadece farklı şekillerde gösterirsiniz. Dostunuzu seversiniz ama onunla cinsel bir ilişkiniz olmaz; zaten olsa garip olur. Yani aşk özünde takıntılı bir sapığın sevgi duyduğu insanı taciz etmesi için uydurduğu bir bahanedir ya da insan içgüdüsünde var olan mükemmel genetik özellikleri arama ve bir sonraki nesle aktarma idealiştir.

Schopenhauer'a göre aşk, kendi deyimiyle "Cinsel Sevgi: Yalnızca ama yalnızca Tür'ün güzel/ideal insan tipini korumak için bireyi doğru kişi ile eşleştirme çabasıdır." Veya Nietzsche'nin tabiriyle "Siz arzuyu seviyorsunuz, arzulanan şeyi değil." Yani siz aşkı, melankoliyi ve acıyı seven "İnsan-ı Mahlukat" sınız. Ve bence bu hayatta aşktan, bireysel acının zevksel dışavurumundan daha önemli şeyler var; en başta da kendinizi sevmeniz ve kendinize yönelmeniz. Sizler daha kendinizi tanımadan başkalarının sizi tanımasını istiyorsunuz.

Kısacası aşk, melankoliden, aşk acısından ve cinsel fetişlerden hoşlanan bir sapığın karşılığını bulamadığı beklentiler çelişkisine girmesidir. Aşk kişiden kişiye anladığınız ve "Her anlamda tam" (ki bu hayvan demek) olduğunuz içgüdünüzdür. Son olarak aşk duygusal bir sapıklıktır ve tek hakikat sevgidir. Sevgi, aşktan farklı olarak karşılıksız, koşulsuz ve kalıcıdır. Sevgi saygıya, güvene ve anlayışa dayanır. Sevgi kendimizi olduğumuz gibi kabul etmemizi ve başkalarını da olduğu gibi kabul etmemizi sağlar. Sevgi bize huzur, mutluluk ve anlam verir. Bu yüzden kendimizi tanımak ve sevmek daha önemlidir.

- Kızıl Emir



https://open.spotify.com/track/0kAocIIQ0FP9NIKASAjVH5?si=72ce7b5672e94831


Yorumlar

Popüler Yayınlar