Nitelikli
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
İMAN GÜCÜ #İKİ
Bu yazı İMAN GÜCÜ adlı serinin ikinci bölümüdür. Serinin diğer bölümlerine blog sayfasından göz atabilirsiniz.
Bu ayki bölümde sizlere yurt hayatının işleyişinden ve bir takım sağlıksız düşüncelerden bahis açacağım.
Yurda daha adımınızı atmadan sizi kazanmak için ellerinden geleni yaparlar. Malum ilk izlenim önemli. İlk zamanlar tam bir misafir gibi ağırlanırsınız ama bu çok uzun sürmez. Bir, bilemediğiniz iki hafta içinde siz de herkes gibi olursunuz. Diğer öğrencilerin gördüğü muameleyi görür ona göre günlerinizi şekillendirir ya da şekillenişini izlersiniz. Ayrıcalık yoktur. Tabii bir zorba ve yaş olarak büyük değilseniz. Ama en önemlisi nerede ve neyle karşı karşıya olduğunu idrak edebilmektir. Aksi takdirde bir kukla gibi yönetilir ve beyninizin yıkanışını şuursuzca izlersiniz. İlk yılımda benden birkaç yaş büyükler tarafından az ezilmedim. Fakat, öldürmeyen şey güçlendirir sözünü gün geçtikçe yaşayarak tecrübe ettim. Dışarıdan bakıldığında yurtta bir öğrenci sıfatıyla yaşamınızı sürdürüyor gözükseniz bile gerçekler çok farklıdır. Yerine göre üst düzey bir temizlikçi yerine göre de kıyametin kopmama sebebisinizdir. İlk yılımda tuvaletleri temizleme görevi bana verilmişti. Ama nasıl benimseyerek yapardım şimdi düşününce neden bir yıl boyunca tuvaleti benim temizlediğimi ve temizlik yerimin neden değişmediğini zamanla anlıyordum. Peki, şu temizlik yeri ne demek diye soracak olursanız kısaca açıklayayım. Yurtta her talebeye bir temizlik alanı verilir ve yerine göre düzenli şekilde yaparsın. Bu yer: Tuvaketker, yatakhanaker, dershaneler, koridorlar, mescid, müdüriyer, ayakkabılık, çayhane.... uzayıp giden yerlerle dolur. Temizlikçi falan gelecek temizleyecek öyle şeyler yoktur. Temizlik sorununa dönecek olursam ise bir işi diğerlerinden iyi yapıyorsan o iş artık sana zimmetlenmiştir. Ama sorun şuydu ki bu aptallar tuvaletini yapmayı bilmiyordu. Taharet ve abdest üzerine onlarca anlatıma rağmen olmamıştı. Hatta bir keresinde Hoca: "Allah cehennemde onları ayrı yakacak." demişti. Kimler için mi? Çok afedersiniz duvara sıçan mı dersiniz? Terliği boka bulayan mı ya da terliği ıslatan beyinsizler mi? En çok deliye döndüğüm şey ayağını terliğe soktuğunda terliğin ıslak olup çorabımın ıslak olmasıydı. İşte tüm bunları yapan kişişiler için demişti ama nafile. Allah bile engel olamadı. Çocuklar öyle allahsız. Ayrıca her seferinde o terliği ıslatanı bir bulsam ilk işim nasıl her seferinde ıslatmayı becerdiğini evire çevire döverek öğrenmek olurdu. Islak olduğu da belli olmuyordu. Ama hiçbir zaman denk gelmiyordu. Tabii tuvalete çorapsız girilirdi, hoca çorapla girdiğini görsün işin bitmiştir. Ama ben bu alışkanlığı kaybedeli aylar olmuştu ve yılda birkaç kez belki yakalanırdım ya da yakalanmazdım. Kutsal göreve dönecek olursam, bu kutsallığın garip tarafı ben tuvaleti sabah temizlesem akşamına kirleniyordu. Birkaç kere Temizlik yeri değiştirme zamanında hocaya yerimin değişmesini istesem de bana şu sözlerle motivasyon olurdu: “Tuvaleti temizlemek çok büyük hizmet ve sevap. Çok büyük ya! Bir yurt yaptırmaktan daha büyük sevap. Hem hizmetin başlangıcıdır.” Tabii o zamanlar bu söylevler bir sonraki tuvalet temizliğine kadar beni durduruyordu. Aldığım sevapları düşünüyordum. “Ne çok sevabım olmuştu… Şimdi ölsem cennete kesin giderim…” Sonu gelmeyecek düşünceler. Ta ki bir gün dini derste çocuğun biri “Hocam yatakhane katındaki tuvalet temizlenmesi gerekiyor.” Diyinceye kadar. Ben derse nereden gelmiştim? Aşağıdaki tuvaleti klörak ile beyin hücrelerimin yarısını kaybetme pahasına parıl parıl temizleyip gelmiştim. Hoca bana bakarak “Gel bakalım ne olmuş. Daha yeni temizlemedin mi?” Dedi. İndik bir baktık. Çocuğun biri tuvalete atom bombası atmış. Gel de temizle. İşte tüm bunları hizmet safsatası altında temizlikçi tutmak yerine hem talebe, hem de çok amaçlı temizlikçi olarak kullanıyorlardı. Düşünce de nereden baksan kral hareketti. Tabii ben piştikçe akıllanmıştım. Temizlik yapıyor gibi görünüyordum. Sonra yerim değişti ve aylarca düzgün temizlik yapmadan günleri geçirir olmuştum. Çünkü hizmet denilen şeyin ne başı ve sonu vardı, ne de bir tanımı bile yoktu. Bokun içinde de hizmetti, klimalı oda da püfür püfür şekerleme yapmakta. Kısacası lafa gelince Allah, Kur’an, sevap, ama işin aslı itlik, puştluk, çakallık içinde bir kaosu temsil ediyordu. Zaten yurtta kalan talebe asıllı çocuklar, asıllı diyorum çünkü hiçbiri talebe vasfını taşımayan çarpıcı, çırpıcı, ağzı bozuk çocuklardan oluşuyordu. Hiç mi temiz çocuk yok diye soracak olursanız. Devamınızı da aldım. Anlatım bozukluklarını ve yazım ve noktalama yanlışlarını düzeltip size geri yolluyorum. Lütfen dikkatlice okuyun ve önerilerimi değerlendirin. Özdemir Asaf’ın da dediği gibi “Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu, Birinciliği beyaza verdiler.” Temiz çocuklar daha ilk haftasını doldurmadan kirleniyordu. İlk defa küfür etmeyi burada öğrenenler mi dersin, ana kuzusu olan çocuğun barbara dönüşümü mü? Zorbalanmaya ve kalıcı psikolojik travmaya kadar pek çok şey mevcuttu. Zaten talebelerin büyük çoğunluğu ailevi sorunları olan ya da ufak bir kısmını oluşturanlar gerçeklerden bir haber; “Çocuğum kitap nedir, sünnet nedir, Allah nedir diye öğrenmesi için” diye yollananlardan oluşuyor, çocuğunu allahsız, kitapsız geri alanlarla son buluyordu. Ee kolay değil. Çocuk hangi birini yapacak? Okul derslerini mi? Hizmet adı altında temizlikçilik mi? Yanlış din, tarih, ahlak öğretisi mi? Propaganda malzemeliği mi? Ya da tüm bu itlik, puştluk içinde temiz kalmaya mı çabalayacak? Buradaki gerçeklik her zaman yansıtılanın çok dışında sahteliklerden oluşuyordu. Böylece gerçeklik algınız sahteliklerle dolup taşmış oluyordu. Dışarıdaki manyak, barbar, yobaz insancıklar nasıl ortaya çıkıyor sanıyorsunuz? Çevren nasılsa sen de öyle olup çıkıyorsun. Çevren sayesinde farkında olmadan öyle bir duruma geliyorsun ki siyahı beyaz, beyazı siyah olarak görüyorsun. Gerçeklik algın bozuluyor. Buradan dönüş ise çok zor. Çünkü sana ilk sorgulamayı, sonra da bir şeyin nedenini, sebebini öğrenmeni, sormanı engelliyorlar. Aptal bir hocamız vardı aptal mı aptal. Salakça bir şey söylerdi nedenini sorarsan hayatının en büyük hatasını yapmış kadar oluyordun. Dediğini yapsan hem bu kadar zaman kaybetmeyeceksin hem de kafam rahat olacak. Biz dediysek var bir nedeni. Sorgulama oğlum, benim tersim pistir… Ölme eşeğim ölme. Söylediği şeyde de gram mantık yok. Narsist kişiliğini sevdiğim monkeyi. Hayır adamın şöyle bir sorunu da var, aslında bu sorun genel olarak tüm hocalarda var ama bu monkeyde fazladan vardı: Her şeyi Allah’la bağdaştırmak. Yani öyle durumlar oluyordu ki Allah ben ne alaka demiyorsa ben bir şey bilmiyorum.
Tabii bu tarz düşüncedeki insanlar bir anda ortaya çıkmıyor. Bu düşüncelerin doğması ve yayılması için yılların geçmesi gerekir. Nitekim uzayda bir yerdeki devletin yetersizliğinden kaynaklı olarak insanlar alternatif arayışlar sırasında karşısına çıkan şey tarikatlar oluşumları oluyor. Uzayda bir yerdeki devletin yetersizliği bu şekilde kapatılmış, daha doğrusu üstü örtülmüş ve tavizler verilmiş oluyor. Uzun vadede bunun inanılmaz zararları oluyor çünkü devlet içinde bir devletleşme meydana geliyor ve bu da psikolojik olarak sağlıklı olmayan bireylerin doğmasına sebep oluyor. Ayrıca yeterince gruplaşma söz konusuyken bir de dini inanç olarakta bir gruplaşma ve bölünme gerçekleşiyor. Bu gerçekten tehlikeli ve eski çağ kafasında bir düşünce ilerlemesinde bir durum ortaya çıkartıyor. Allahım sonumuzu hayır etsin.
Bu bölüm bu kadardı. AKLINIZI KULLANABİLDİĞİNİZ bir ay diliyorum. "İMAN GÜCÜ #ÜÇ"te görüşmek dileğiyle…
![]() |
| -TENGRİ |
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Popüler Yayınlar
Zaman Tüm Beyinlerin Ortak Zihnidir
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar

Yorumlar
Yorum Gönder