Ana içeriğe atla

Nitelikli

Kayıp Ruhlar Diyarı

"Bu maskenin altında etten fazlası var. Bu maskenin altında bir fikir var. Ve fikirler kurşun geçirmez."   — V for Vendetta Gittiler. En yücesi, en bilgesi, en cesuru… Hepsi gitti. Efsane dediklerimizin tadı, ölümün damağında kaldı. Bize de geriye sadece kemiklerinin karıştığı topraklar kaldı. Peki ya ruhları? İnsanlığa olan görevini tamamlayanların ve tamamlayamayanların, eğer hayata biraz daha tutunabilselerdi neler başarabileceklerini düşündüğümüz o ruhlar… Ruhun varlığı, Tanrı'nın varlığının ihtimaliyle eşdeğerdir. Her ikisi de inançla gerçekliğini korur. Ve biliyoruz ki inanç anlatılmaz; onu açıklamaya çalıştığımızda kelimeler ağzımızda düğümlenir. Ancak sözcüklere dökemediklerimiz hislerimizde yaşamaya devam eder. Kazanılmak için çok geç kalınmış anlar, çürümüş fırsatlar ve gitmiş insanlar… Tüm bu kayıplar, bize hissettirir. Öfke, korku, hüzün, ızdırap ve çaresizlikle yıkanırız. Hâlâ üzerimizden damlayan bu duygularla, yeni doğmuş kadar çıplak ve savunması...

Cumhuriyet

 


CUMHURİYET

Binlerce yıldır insanlık tarihine hükmetmiş ve sadece bir kişi ve zümresinin refahına hizmet etmiş monarşi ardından bir karış toprağı korumak için soyluların yaptığı koca feodal kaleler ama bir umut vardır her zaman tüm dünya halkları için bir umut bir ses ve bir hareket…

Orada hep uzak coğrafyalarda varolmuş ve Anadolu’nun mazlum halkına da umut olacak bir güneş gibi parlak ''Halk Cumhuriyeti''.

Bugün Cumhuriyetin 100. yılı ve hep dillerde ‘’yaşasın cumhuriyet’’ sesleri.

Ancak sadece lafla olmaz cumhuriyet ve bugün karşımızda kutlayacağımız değil öldürülmüş bir cumhuriyet var. Bizlerin görevi bu cumhuriyet değerlerini tekrar kazanmaktır. Kanla elde edilen bir bağımsızlık ve ardından emekle inşa edilen bir cumhuriyet, 1949 sonrası yok olmaya paslanmaya ve çürümeye bırakılmıştır. Halkın özlük ve yurttaşlık hakları yok edilmiş, toprakları sözde medenilere ve sermayeye peşkeş çekilmiş, fikir hürriyeti darbeler ve muhtıralarla def edilmiş, laiklik ayaklar altına alınmıştır. Asayiş ve adalet belirli zümrelerin eline geçmiştir. Artık ortada kutlanacak değil anılacak bir cumhuriyet vardır.

 “Türk milletinin istidadı ve kesin kararı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla bütün dünyaya ilan edilmiştir.”

- Mustafa Kemal Atatürk

Bunca emeğin, bunca kan ter ve gözyaşının sonu bu olmamalıdır. Kim olursa olsun, ne denli güçlü olursa olsun görevimiz ellerimizle, tinimizle, hakkımızla, emeğimizle, istencimizle ve en önemlisi fikirlerimizle karşı durmaktır. Kahramanlar beklemek veya popülist ihtiyarların seçimleriyle bir şeyler değişmez. Bu cumhuriyet devrimle kuruldu ve tekrar devrimle kurulacaktır.

“Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.

Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek”

Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, “ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.”

- Mustafa Kemal Atatürk


 Cumhuriyetin 100. yılında Türkiye’nin karşı karşıya olduğu sorunlar da yok değildir. Cumhuriyetin kazanımlarını zedeleyen, cumhuriyete karşı olan, cumhuriyeti geriye götürmek isteyen güçler de vardır. Cumhuriyetin değerlerine sahip çıkmak, cumhuriyeti korumak ve yüceltmek hepimizin görevidir. Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi: “Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.”

Yani yurttaşlar bizlerin görevi popülist politikacılara, ırkçı ve faşist yöntemlere, dini ve manevi sömürülere, emperyalistlere ve Siyonistlere asla izin vermemektir. Bizim görevimiz bu halk cumhuriyetini devrimle geri getirmek ve devrimle yüceltmektir aynı 100 yıl önce Mustafa Kemal Atatürk’ün yaptığı gibi. Bizim sorumluluğumuz bu coğrafyadır, Orta Asya'daki sözde soydaşlarımız, sözde din kardeşlerimiz ya da sözde batılı dostlarımız değildir. Bizim sorumluluğumuz halk ve onun iradesidir.

''Bir kelime ile ifade etmek gerekirse, diyebiliriz ki yeni Türkiye Devleti bir halk devletidir; halkın devletidir. Mazi kurumları ise bir şahıs devleti idi, şahıslar devleti idi.''

 - Mustafa Kemal Atatürk


Tam Bağımsız Türkiye ve Tam Bağımsız Halk Cumhuriyeti değerimizin 100. Yılı Kutlu Olsun.

Halk için cumhuriyet ve cumhuriyet için devrim.

Tekrar halk iradesinin, devrimlerin, yeniliklerin ve adaletin varolageleceği bir cumhuriyette, mutlu yarınlarda buluşmak dileğiyle…

 

 - Kızıl Emir 

Красный Орден

- Eden Everhard



https://open.spotify.com/intl-tr/track/66reVUJnB0mw8TSLMIbXKA?si=d01d9a02e1e14cc4


Yorumlar

Popüler Yayınlar