Ana içeriğe atla

Nitelikli

Kayıp Ruhlar Diyarı

"Bu maskenin altında etten fazlası var. Bu maskenin altında bir fikir var. Ve fikirler kurşun geçirmez."   — V for Vendetta Gittiler. En yücesi, en bilgesi, en cesuru… Hepsi gitti. Efsane dediklerimizin tadı, ölümün damağında kaldı. Bize de geriye sadece kemiklerinin karıştığı topraklar kaldı. Peki ya ruhları? İnsanlığa olan görevini tamamlayanların ve tamamlayamayanların, eğer hayata biraz daha tutunabilselerdi neler başarabileceklerini düşündüğümüz o ruhlar… Ruhun varlığı, Tanrı'nın varlığının ihtimaliyle eşdeğerdir. Her ikisi de inançla gerçekliğini korur. Ve biliyoruz ki inanç anlatılmaz; onu açıklamaya çalıştığımızda kelimeler ağzımızda düğümlenir. Ancak sözcüklere dökemediklerimiz hislerimizde yaşamaya devam eder. Kazanılmak için çok geç kalınmış anlar, çürümüş fırsatlar ve gitmiş insanlar… Tüm bu kayıplar, bize hissettirir. Öfke, korku, hüzün, ızdırap ve çaresizlikle yıkanırız. Hâlâ üzerimizden damlayan bu duygularla, yeni doğmuş kadar çıplak ve savunması...

Yalnızlık Sorunu

 

Milyonlarca yıldızın olduğu bir yerde, bir yıldız nasıl yapayalnız hissedebilirdi? Çünkü onlara ait hissetmiyordu. Yalnızlık… Nedir bu yalnızlık? İnsanın okuduğu bir kitapta beğendiği bir cümleyi söyleyebilecek birisinin olmaması mıdır? Koca bir şehirde binlerce insanın içinde yalnız hissetmesi midir? 

Andrey Tarkovski’nin bir sözü var: "Kendinizi, kendinizle zaman geçirmeyi yalnızlık sanmayacağınız şekilde yetiştirin." Bir şeyler yapmak için illâ ki bir başkasına ihtiyaç yoktur. Bir yerde oturup kahve içmek için, sahile gitmek için ya da sinemaya gitmek için birinin olması şart değil. İnsan bunları kendi başına da yapabilmeli ve kendi başına yaparken de zevk alabilmelidir. Sırf birlikte yapabileceği biri yok diye insan kendini bunlardan mahrum bırakmamalı. 

Aslına bakarsak insanın böyle bir başkasına ihtiyaç duyması çok acı bir durum. Tabii ki bir arkadaşın olsun, karşılıklı birbirinizi anladığınız sağlıklı bir ilişkin olsun. Ama yoksa da bu dünyanın sonu değil yani yapayalnızım diye yıpranmaya gerek yok kendinizi en yakın dostunuzu keşfedin. 

Peki asıl yalnızlık nedir? Bence asıl yalnızlık senin gibi olmayan insanlarla aynı ortamda bulunmak. İçinde yaşadıklarını yanındakine değil de denizlere anlatmaktır. Kağıtlara yazmaktır. Tablolara çizmektir. Ama asla kimseye anlatamamaktır. Yalnızlık tek kelimedir. Bakıldığında tek bir duygu gibi gelir. Oysa birçok duyguyu beraberinde yaşatır. Hiçbir deniz ya da tablo anlayamaz ki o insanı. İşte yalnızlık bazen de etrafında sana seni anladığını hissettiren bir çift göz bulamamaktır. Tüm yaşadıklarını, hissettiklerini, gözyaşlarını, söylemek isteyip de cesaret etmeyip sustuklarının hepsini içine atıp yükü ağır yorgun bir ruhla yaşayan kimse yalnızdır. 

Aşırı olan her şey yarardan çok zarar getirir. Yalnızlığın da fazlasının getirdiği zararlar vardır. Yalnızlık bir zamanlar seversin iyi gelir. Belki yaşatarak belki de çok düşündürerek öğretir. Öğrendiklerinle ya da yaşadıklarınla farkındalık oluşur, biraz daha olgunlaşırsın. Bir zaman sonra yorulursun, çok sıkılırsın, biraz da bıkkınlaşırsın. Artık yalnızlık biraz sevimsizleşir. Yorgun, yalnız ve küsüm…

 

Eskiden derdim ki; insanın başına gelebilecek en kötü şey, bir gün yapayalnız kalmasıdır. Öğrendim ki, hayatta insanın başına gelebilecek en kötü şey yapayalnız hissetmesine neden olan insanlarla yaşamasıdır.     

-  Goethe

 

Bir de böyle bir durum vardır. Yapayalnız hissetmemize neden olan insanlar. Herkes konuşuyordu ama kimse birbirini dinlemiyordu. Dinleseler bile anlamıyorlardı. Ve sen artık öyle bir noktadasındır ki umursamıyorsundur. Bir boşvermişlik vardır. Çünkü konuştuklarının havada kaldığını fark etmişsindir. Bundan sonrası, sadece kabulleniş ve yalnızlıktır. Ruhun çok yorulmuş ve üşümüş, artık donuklaşmış. Unutmuş gün batımlarını, yağmurları, gökkuşağını, denizin dalgalarını, yıldızları ve ayı. Nasıldı gün batımları? Baktığımda ne görüyordum, neler hissediyordum? Ne gün batımları ne yağmurlar ne de diğerleri hiçbirini hatırlamıyordum. Hatırlamanın bir yolu var mıydı? Donmuş ruhum ermeliydi. Ne gerekliydi, nasıl erirdi? Yalnızlık mı son bulmalıydı? Hayır, hayır yalnızlık son bulamazdı ben orada kendimi bulmuştum. Ama en azından biraz azalabilirdi. Belki bu ruhuma iyi gelirdi.

Şehirden uzakta tüm ışıkların söndüğü bir yerde olmak istiyorum. Arkada dalgaların sesi, beraberinde çok hafif bir melodi olsun. Sadece bu sesleri dinlemek ve gökyüzünü seyretmek istiyorum. Sonra uyumak ve bir rüya görmek istiyorum. Çünkü ruhumun böyle şeylere ihtiyacı var.

 - Pera

YALNIZLIK PAYLAŞILMAZ

Yalnızlık, yaşamda bir an,
Hep yeniden başlayan..
Dışından anlaşılmaz.

Ya da kocaman bir yalan,
Kovdukça kovalayan..
Paylaşılmaz.

Bir düşün'de beni sana ayıran
Yalnızlık paylaşılmaz
Paylaşılsa yalnızlık olmaz.

― Özdemir Asaf

 

Yorumlar

Popüler Yayınlar