Ana içeriğe atla

Nitelikli

Kayıp Ruhlar Diyarı

"Bu maskenin altında etten fazlası var. Bu maskenin altında bir fikir var. Ve fikirler kurşun geçirmez."   — V for Vendetta Gittiler. En yücesi, en bilgesi, en cesuru… Hepsi gitti. Efsane dediklerimizin tadı, ölümün damağında kaldı. Bize de geriye sadece kemiklerinin karıştığı topraklar kaldı. Peki ya ruhları? İnsanlığa olan görevini tamamlayanların ve tamamlayamayanların, eğer hayata biraz daha tutunabilselerdi neler başarabileceklerini düşündüğümüz o ruhlar… Ruhun varlığı, Tanrı'nın varlığının ihtimaliyle eşdeğerdir. Her ikisi de inançla gerçekliğini korur. Ve biliyoruz ki inanç anlatılmaz; onu açıklamaya çalıştığımızda kelimeler ağzımızda düğümlenir. Ancak sözcüklere dökemediklerimiz hislerimizde yaşamaya devam eder. Kazanılmak için çok geç kalınmış anlar, çürümüş fırsatlar ve gitmiş insanlar… Tüm bu kayıplar, bize hissettirir. Öfke, korku, hüzün, ızdırap ve çaresizlikle yıkanırız. Hâlâ üzerimizden damlayan bu duygularla, yeni doğmuş kadar çıplak ve savunması...

DÜŞÜNÜYORUM ÖYLEYSE AHLAKLIYIM




"Hayatımızdan memnun olmak için yalnızca erdem yeterlidir. Yeter ki vicdanımızın iyi olduğuna hükmettiği şeyleri yapma konusunda hiçbir zaman kararlılık ve erdemden yoksun olmayalım. Ancak erdem akılla desteklenmediği zaman yanlışlar olabilir."
-Descartes


Düşünüyorum Öyleyse Ahlaklıyım


Ahlak veya felsefedeki ismi ile etik insanlık tarihinin vazgeçilmez ögesidir. Herkes için belli bir ahlak yasasının olduğunu savunmak ne kadar doğru tartışılır. Zaten filozoflar ve düşünürler yüz yıllardır bunun cevabını arıyorlar. Kimileri dini dogmaları kabul ederken kimileri herkes için ortak ahlakın olmadığını bunun temelinde de doğru bilginin kültürden kültüre toplumdan topluma hatta insandan insana değişebileceğini savunuyor. Bunu en başta sofistler Antik Yunanistan'da daha sonra egoistler ve anarşistler 17-18-19. yüzyıllarda ve en son Nietzsche ve Paul Sartre 19-20. yüzyılda savundu. Bu görüş insanlardaki bilgi farklılıkları, düşünce tarzı yetiştiği toplum ve aile yapısının farklılığı gibi parametrelerin insandaki ahlakı ve ahlana bakış açısını değiştireceğini aynı zamanda toplum içindeki ahlaksal davranışlarını belirleyeceğini savunur. Aynı determinizmdeki gibi insanın özgür olmadığını içinde bulunduğu durumların onu şekillendirdiğini savunur. Öte yandan evrensel ahlakın var olduğunu savunanlar da vardır. Yine Antik Yunanistan'da Sokrates ve öğrencisi Platon, İslam Felsefesinde Farabi, daha sonra Spinoza ve Immanuel Kant bu görüşü savunacaktır. En başta Sokrates bugün Tanrı düzeyinde diyebileceğimiz ahlaki sistemi oluşturmuştur net bir şey ortaya atmasa bile insandaki kötülüğün kaynağını bilgisizliğe bağlar ve "Kimse bilerek kötülük yapmaz." der. Buna karşı aynı dönemde yaşayan sofistler doğru bilginin değişkenlik gösterdiğini ve herkes için net bir doğru olmadığı sürece net bir ahlak yasasının da olmayacağını savunur. Gorgias "Hiçbir şey yoktur, olsa bile bilinemez, bilinse bile aktarılamaz. " der ve Protagoras ise "İnsan her şeyin ölçüsüdür." der. Sofistler açıkça bir ahlakın olmadığını düşünür. Aristoteles'e göre ise altın orta erdemli bir toplumun anahtarı kabul edilir. Antik Yunanistan'da Sokrates 'in öğrencisi olan Aristippos hedonizm yani hazcılık düşüncesine dayanarak insan ahlakının hazlar (mutlu olma isteği) üzerinden yürüdüğünü savunur. Epiküros ise Aristippos 'dan farklı olarak bedensel zevklerden çok ruhsal (manevi) zevklere önem verir. Zevklerin ahlakı belirlediği bir dünyada erdemli bir toplum olmasını düşünmek devlet sınırlarının kalkması ya da penguenlerin uçmaya başlaması gibi ütopik ve komik olur. Diğer yandan da egoistler ve bireyci anarşistler özellikle de Hobbes ve Max Stinner'in "İnsan kendisine yapılmasını istemediğini bir başkasına yapmaz." cinsinden bir ahlakı önümüze getirirler, bu ahlak da pek çok yönden temellendirmeye kapalı ütopik bir görüştür çünkü egoistler ve bireyci anarşistler bireyin her istediğini yaptığı bir toplumu savunur ancak bu toplumda ahlak olamaz ve toplum kaosa sürüklenir. Proudhon, Godwin, Tolstoy, Bakunin ve George Fox gibi anarşistlerde insanın akıl yoluyla üst bir ahlaka ulaşabileceği görüşü yaygındır. George Fox'un deyimiyle "Her insanın içindeki Tanrı" tabii Tanrı burada insan aklının bir temsili olarak karşımıza çıkmaktadır. bu görüş de rasyonalist görüşe yakın olsa bile anarşist toplumda bu ahlakın somut örneği bulunmadığından rafa kaldırılır. 


Nietzsche 'ye göre üst insan kuramımda iki farklı ahlakla karşı karşıya kalırız bunlar; köle ve efendi ahlakıdır. "Ahlakın Soykütüğü Üzerine" adlı eserinde buna şöyle değinir: Efendi ahlakı gurur ve güce değer verirken, köle ahlakı nezaket ve empatiye önem verir. Hangi ahlakı benimseyeceğiniz ise üst insan olup olmamanıza göre değişir. Bu ahlak yasası Sosyal darwinizm akımında da karşımıza çıkıyor. Sosyal Darwinizme göre dünyadaki bazı ırklar diğer iırklardan üstündür. Aynı Hitler'in nazizmi ya da Mussolini'nin faşizmine benzer. Tek fark ırkın zeka düzeyi ortalamasının yüksekliğidir. Zeki ırklar yaşar aptal olanlar ise ölür ya da ölene kadar köle gibi çalıştırılır. Sosyal darwinizm deyim yerindeyse ahlaki açıdan yozlaşmış bir toplumun pragmatik yöntemlerle çözülmeye götürülmesidir. Tabi sosyal darwinizmin, Darwin ile alakası yoktur. Zaten sosyal darwinizmi savunan görüş insanın Adem ve Havva'dan geldiğini savunur. Sosyal darwinizm insan haklarına ve çağdaş hukuka aykırı olduğu için pek de uygulanabilir değildir. Ayni zamanda sosyal darwinizmi savunan nazizm ve faşizm zaten İkinci Dünya Savaşı'nı kaybeden taraf olmuştur.


Tüm ahlaki görüşleri göz önünde bulundurarak ve Descartes 'in bir rasyonalist olduğunu da göz önünde bulundurarak şunu diyebiliriz ki Descartes doğru bilgiyi doğuştan kucaklayan insanın doğru ahlaka ve erdemli bir yaşama ulaşmasını insan aklına bağlar. İnsan aklının özgürlüğü sağlanırsa ve insanlar aynı Descartes gibi "Düşünüyorum öyleyse varım." diyebiliyorsa erdemli bir yaşama sahip olurlar ve toplum yozlaşmaktan kurtulur. Yozlaşmaktan kurtulmuş erdemli bir toplumda insan hayatından memnun olur çünkü "Hayatımızdan memnun olmak için yalnızca erdem yeterlidir. "
Peki, sizce ahlak nedir?
 
 -Alexander Ares

https://open.spotify.com/track/1PbL8RWQlpPRIVAk8by05R?si=6da9426b4861402c







Yorumlar

Popüler Yayınlar