Nitelikli
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
ENTEL FERİDUN'NUN SANATSAL SANCILARI
Sanatçı, bizi dünyaya kendi gözleri ile baktırır. Schopenhauer
Bunun söze değinmeden önce "Sanat Nedir?" sorusunu cevaplamalı ve kimdir bu sanatçı, kime denir? sorusuna yanıt aramalıyız -Ki Schopenhauer's sözüne dair bir fikir beyan edebilelim.
![]() |
| https://youtu.be/k9Y9-xueg5M (küfür ve hakaret içerir.) |
SANAT NEDİR?
"Neyin nesidir şu sanat; insanlık için onca önemli, hatta zorunlu görülen; uğruna onca özverilerde bulunulan, onca emeğe, onca insanın yaşamına, onca servete mal olan şey?" demiştir Tolstoy, Sanat Nedir kitabında.
"Sanat nedir"' e değinmeden önce estetik kavramına ufak bir göz atmalıyız. Belki de tarihin ilk estetik kuramı sayılan Platon tarafından ortaya atılan mimesis kuramı, doğayı taklit ederek yansıtma sanatıydı. Felsefe tarihinde ise modern estetiğin kurucusu olarak bilinen Baumgarten'e göre "Güzel üzerine düşünme, onun ne olduğunu araştırma sanatıdır." der. Platon'da estettik ölçüt ahlaka bağlıydı. Tolstoy'a göre insanları olumsuz yönde etkileyen yapıtlar gerçek sanat değildir; kötü sanat ürünleridir ya da sanat olmayandı. Güzellik ve sanat kavramı üzerine bu zamana kadar kimler görüş sunmamıştı ki, Kant, Hegel, Goethe, Burke, Pere Andre, Shiller, Adam Müller, Hartmann, Cousin... gibi uzayıp gidebilecek bir liste oluşturulabilir. Fakat bu isimler hepsinin estetik yani güzellik ve "sanat" kavramına dair görüşleri farklıydı. Çünkü sanatın temelinde "güzellik" yatmaktaydı -ki bu filozoflar ve düşünürlerinde güzellik algıları insanlar gibi farklılıklar barındırıyordu tabii ki de. Kimine göre sanat Tanrı'nın beğenisi, kimine göre duygusal haz uyandırmasıydı. Tüm bunlar sanat kavramına yüzyılladır bir tanım oluşmasının önüne geçmektedir. Çünkü özünde öznellik vardır. Tolstoy bu durumu çok iyi özetler: "Sanat üzerine dağlar gibi kitaplar yazılmış olmasına karşın, bugüne dek sanatın doğru dürüst bir tanımı yapılamamıştır. Nedeni de, sanat kavramının temeline güzellik kavramının konulmuş olmasıdır." der.
![]() |
| Temsili: Değerli Okurlarımız |
Somut bir örnek olarak bir inşaatın temelini doğru, sağlam atmazsanız sonrasının doğru ve sağlam olmasını sağlayamazsınız. Soyut bir örnek olarak ise bir görüşün temelini doğru ve sağlam atmazsanız somut kavram için gerçekleşecek senaryoya tekabül eder. Sanat kavramı da yanlış temeller üzerine inşa edilmeye çalışılmıştı. Güzellik, haz duygusu, zevk... bu gibi kavramlar sanat için tanım ölçütü olamaz aksine bir engel teşkil eder. Bu soyut kavramlar hep bireyin öznelliğine bırakılmış durumdadır. Güzellik nedir? sorusuna nasıl genelgeçer bir tanım yapamıyorsak, sanat nedir ? sorusuna da tanım yapamayız. Ama bir şeyin farkına içten içe varmış olmalısınız ki sanat insan ile içten içe ilişkilidir. İnsana özgü, ona dairdir. Birkaç düşünürün sanat nedir sorusuna dair görüşlerine bakacak olursak: Camus "Sanat, hem çoşma, hem yadsıma işidir." der. Camus burada sanatçıya seslenir ve işin aslı şöyle der: hissettiklerini, hissettirebilmeli, yansıtmalıdır demektedir. Ursula "Sanatın işlevlerinden birisi de insanların kendi deneyimlerini anlamalarını sağlayacak kelimeler bahsetmesidir." der. bu da sanatçının edebiyat aracılığıyla kişinin kendini görmesini, keşfetmesini sağlamaktadır. Tolstoy "Sanat insan yaşamında bilinçli bilgiyi duygulara aktaran bir organdır." der. İşin özüne inecek olursak sanat, insanın tecrübelerini, hissettiği duygu ve düşünceleri başkalarına da hissettirme, yansıtması ve yaşatması demektir. Bu pek çok şekilde yapılabilir. hareketler, çizimle, sesler veyahut sözcükler ile de mümkündür.
Peki kimdir bu sanatçı denen kişi?
Sanatçı, yaşamış ve tecrübe etmiş olduğu şeyleri yansıtmak için tercih ettiği şekilde yaratma şekliyle ortaya çıkatmasıdır. Bununla birlikte başkalarının yaratılan şeyi yaşamasıdır. (kendinden bir şeyler bulması.). Sadece bunu başarmakla mümkün olmasa gerek bu yolda özgün ve samimiyet başroldedir. Aksi; sınıfsal, kötü ve taklit sanata aitlik içerebilir.
Schopenhauer's sözüne dönecek olursak ise Ressam Edger Degas bu sözü destekler nitelikte, "Sanat sizin gördüğünüz değil, başkalarının görmesini sağladığınız şeydir." der. Bilmeyi bilme istencinde yani sanat bilgisinde, anlama yedisine dayanmaktadır. Çünkü insan, kitabı kitap, tabloyu tablo görmektedir. Bilmeyi bilme özelliğine sahip insanlardan biriside dünya ile yaşam arasında yaratıcılık barındıran (sanatçı.) insandır. Bu insan (sanatçı.) bilme istenci, isteme istencinden daha fazla olduğu için daha yaratıcı ve görülemeyeni gösterme yetisini özünde barındırır. Bilmeyi bildiği için seçtiği sanat dalıyla bilmeyi yaratır. Tolstoy'un deyimiyle de, "Gerçek bir sanatsal etki altında kalan kişiye, sanki bunu eskiden de biliyormuş gibi gelir; biliyormuş ama anlatamıyormuş gibi." der. İşte tam olarak bu duygunun kendiliğinden doğması ile o duyguyu sanat dallarından biri (müzik, edebiyat, tiyatro, mimari vb.) ile yaratarak aktarabilmesi fakat bu aktarım kendisi ile sınırlı kalmaması şartıyla bilme istencinin insanlarda uyandırılması, o insanı (yaratıcıyı,) sanatçı katına çıkartır.
- Esenlikle Kalın. Sevgilerle Eden Everhard...
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Popüler Yayınlar
Zaman Tüm Beyinlerin Ortak Zihnidir
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar




Yorumlar
Yorum Gönder