Nitelikli
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
ERDEMSİZLİK EYLEMİNE DAİR
1.“......Bilmeden eylemde bulunan, yaptığını istemeyerek yapmış görünüyor; en önemli olanların ise, eylemin içinde yapıldığı koşullar ve eylemin amacı olduğu görünüyor. O halde böyle bir bilgisizliğe göre istemeyerek yapıldığı söylenen eylemin üzüntü vermesi ve pişmanlık getirmesi gerekiyor.”
Aristoteles, Nikomakhos’a Etik 1111a19
Çev. Saffet Babür. BilgeSu Yayıncılık, İstanbul 2020,
s. 47.
Ahlak felsefesi yani etik tarihin pek çok alanında filozoflar ve düşünürler tarafından incelenmiş çeşitli fikirler ortaya atılmıştır. Aristoteles de bu filozoflardan biridir. 62 yıllık hayatında insanı insan yapan en önemli şey (ahlak) üzerine kafa yormuştur, hocası ve diğer düşünürlerin düşüncelerini aynı zamanda kendi düşüncelerini otaya koyduğu bir sistematik bütünlükle ele almıştır ki bu nedenle Aristo bir sistem düşünürüdür. Platon’un en gözde öğrencisi olmuştur. Aristoteles, hem Sokretes’in hem de Platon’un etik konusu üzerine olan düşüncelerini sentezleyerek yeni bir ahlak fikri ortaya atmıştır.
Aristoteles’i anlamak için önce onun öğretmeni olan Platon’un felsefe görüşüne değinmemiz gerekiyor. Aristoteles 18 yaşında Platon’un Felsefe okulu olan Akademia’a girmiş Platon’un en iyi öğrencisi olmuştur. Platon’un felsefesine göre insanın tek amacı nesneler dünyasından hakikat dünyasına yani idealar dünyasına ulaşmaktır. Zaten idealar dünyası başta Hristiyanlık olmak üzere İslam felsefesine temel olmuş ve ilahi dinlerdeki öbür dünya kavramını idealar dünyasıyla ortaya atmıştır. Aynı ilahi dinlerden alışık olduğumuz gibi bu fikir de öbür dünya Platon’a göre ise idealar dünyasında insanın yargıya tabii tutulacağı fikrini geliştirmiştir.
Etik nedir? Erdemli insan nasıl yaşar ? Herkes için ortak ahlak yasası var mıdır?
İşte bu soruların cevapları bizim Aristo’yu ve etik görüşünü anlamamızı sağlayacak.
Etik ucu açık bir kavramdır ki bu yüzden tarih boyunca birçok düşünür ahlaki normlar oluşturmuşlardır. Bu nedendendir ki ahlak toplumun bir parçası olmuştur ve günümüze dek topluma göre değişmiş ve sürekli yenilenmiştir. Aristo’nun madde anlayışına baktığımızda insanın bedeni madde ve ruhu da formudur, Aristo’ya göre maddeyi madde yapan formudur. Etik her ne kadar günümüzde insan beyninin bir ürünü olarak görülse de o zamanlar insanı oluşturan en önemli şey ruhtu, bu bağlama insanın etiği ruhundan beslenir zaten Aristo da hocası Platon ve hocasının hocası Sokrates gibi rasyonalisttir yani doğru bilginin doğuştan geldiğini savunur. Doğru bilgiyi bilen kişi zaten ahlaklıdır. “Kimse bilerek kötülük yapmaz.“ diyen Sokrates’e nazaran Sofistler herkes için net bir bilgi olmadığını ve dolayısıyla net bir ahlak anlayışının olmayacağını erdemli toplumun var olmayacağını savunmuştur.Bugünkü toplum yapısına baktığımız zaman aslında Sofistlerin haklı olduğunu görebiliriz zaten Sokrates’in ahlak anlayışı hiçbir toplumda somut bir örnek oluşturamadı.Sokrates’in öğrencisi olan Platon’a göre ise insanın erdemli olabilmesi için yani iyi ideasına ulaşabilmesi için mutluğun kaynağına ulaşması gerekir. İyi ideası mutluluk getirir ve en iyiye ulaşmanın yolu erdemli olmak yani doğruluk ve adaletle mümkündür. Tabi bu fikir de tutarsızdır çünkü her insanın adalet ve doğru anlayışı farklılık gösterir. Zaten Platon’un ahlakı ve erdemli insan tiplemesi ilahi dinlere temel olmuştur. Aristo’ya göre ise erdemli kişi doğru zamanda gerekeni gerektiği gibi yapan iki aşırı uç arasında mutlak dengeyi kurabilendir ki bu en iyi olandır örneğin, iki aşırı uç olan cahillik-ukalalık arasındaki dengeyi bulmaktır ve bu denge bilgeliktir. Dengeyi kuramamak ise budalalıktır. Ancak altın orta kuramı bir kolektif illüzyona karşı herkesin uygulayarak erdemli bir toplumu oluşturacağı görüşündedir bu yüzden sadece birey değil tüm toplumun uygulayacağı bir kuraldır ki Konfüçyüs “Erdem, olduğu yerde kalmamalı komşulara da tesir etmeli.“ erdemli toplumun oluşması için erdemli bireylere ihtiyaç vardır fakat bireyin kendi tercihine ve istencine kaldığı için her şeyi isteyebilir bu yüzden istenen her eylem gerçekleştirilemez. Bireylerin her istediğini yaptığı toplum anarşist toplumdur ki böylesine bir toplumda kaos hüküm sürer.
Platon erdem sorununu hocası Sokrates gibi ele almıştır yani bilgili olmak iyi ile kötüyü ayırt edebilmektir ancak herkes bu denli bir ahlaka ve bilgiye sahip değildir veya bu parametreler toplumu oluşturan her birey için farklı olabilir.
Descartes da erdem sorununa iyiye ve doğruya akılla istemek ve duygusal istençten uzak olanı istemektir. Aslında Descartes’ın bir rasyonalist olduğun göz önünde bulundurulduğunda bireyin özgür düşünebilmesi onu doğruya dolaylı yoldan da erdemli kişiliğe götürecek ve mutlu edecektir. Erdemli insanlar erdemli toplumu ve bu durum da mutlu insanları doğurur.
Nietzsche’nin Üstinsan kuramına göre iki tür ahlak vardır. Efendi ahlakı ve köle ahlakı vardır. Efendi ahlakı gurur ve güce önem verirken köle ahlakı daha çok merhamete ve nezakete önem verir. Bu bağlamda insanın zihinsel evrimini tamamlaması ile üstinsana evrilebileceğini savunur.
Peki kimdir bu üstinsan ?
Üst insan bir otoriteye ,inanca veya herhangi bir sisteme ait hissetmezler. Bu değerleri reddeder ve kendi ideallerini diğer tüm ideallerden üstün tutar ve kendi yolunda ilerler. Kollektif İllüzyona uymazlar. Üstinsan risk almaktan çekinmez ve acının onu güçlü kılacağına ve olgunlaştıracağına inanır. Tabii ki toplumda her birey üstinsan olmaz bu yüzdendir ki köle ve efendi kavramı ortaya çıkmıştır ve köleyle- efendinin ahlakı birbirinden farklıdır. Günümüz şartları düşünüldüğünde bu sistem açıkça faşist fikirlere kaynaklık eder bu yüzden insancıl değil ve insan haklarına aykırıdır.
Spinoza da erdem üzerine, erdemli olmak varlığını keşfetmek ve iyi korumak ile mümkündür.Bunun için de bireyin güçlü olmayı öğrenmesi gerekmektedir bu bağlamda güçlü olmak erdemli olmakla paralellik gösterir. Sonuç olarak akıl sahibi insanlar kendileri için istemedikleri şeyi başkaları için de istemezler çünkü akıl sahibi olmak istenilen eylemin sadece gerçekleşmesini değil kendisi ve başkaları için de var olmasını ister. Bu görüş aklın insanı özgür kılacağının göstergesidir.
Spinoza gibi bireyci anarşistler de insan kendisine yapılmasını istemediğini hemcinsine yapmaz mantığıyla hareket eder. İnsanın topluma değil ilk önce kendisine söz geçirmesi gerektiğini düşünür.
Aristo’nun bu sözüyle aslında insanın içinde bulunduğu koşulların ve toplumun insanı şekillendirdiği ve aynı Sokrates gibi kimsenin isteyerek değil de kendi bildiğiyle hareket etmesinin var olan eylemlerini etkilediğini savunmuştur. Sadece buradaki açmaz kısmın yapılan eylemin insani duygulara yansıması konusunda şüpheye düşmesidir. Bu şüphe bireyin haz ve acı arasındaki seçimidir. Bu nedenle erdem de bu iki yargı arasındadır ve burada karşımıza yine altın orta çıkar yani akıl insanı mutluluğa ulaştırır ve akıl insanın gerçekleştireceği eylem doğrultusunda değişebilir ki Aristo’nun ahlak-erdem anlayışı rasyonalist olduğu göz önünde bulundurulduğunda bu temele dayanır.Bu orta için dengeli oluş hayatın ve adaletli toplumun özünü oluşturacak erdeme götürür.Kısacası bireyin gerçekleştireceği eylemin bulunduğu durum ve şartlara göre değerlendirmesi gerekmektedir ancak birey bu bağlamdan bağımsız hareket eder ise kendi özgür seçim ve egemen olma istencinden uzak bir sonuca ulaşır ve kendi benliğinden kopar. Akıl eylem ve düşünce ile ikiye ayrılır. Ahlaki tutum bir yandan düşünsel tutum erdem etiğini oluşturur bu sayede birey doğru fikirlere dayalı erdeme ulaşır.Bu sayede etik erdem ve akla uygun yani doğru karar insanda doğru eylemi oluştur.
Bize düşen görev gerçekleştireceğimiz eylemin durum ve bulunduğu ortama göre yaratacağı sonuçları erdem ve akıl ile gerçekleştirmektir. Bulunduğumuz toplumun olguları ve değer yargıları zamanla değişebilir. Bu nedenden dolayı erdemli bir nesil için akılcı ve düşünebilen bireyler yetiştirmeliyiz. O zaman erdem ve değer yargılarını bir tesadüfün ürünü olmaktan çıkar ve insan aklı yücelir bu tarz bir toplumda bireyler birbirlerine karşı sorumluluk hisseder ve toplum erdemli bireylerin iletişiminin toplamının bir dışa vurumu olur. Yani erdemli bir nesil yetiştirmek için erdem bilgisi değil, erdem sahibi bireyler gereklidir. Bunun içinde yetişkin bireylerin erdemli olması ile gelecek nesil erdemli olabilir. Bu denli erdemli nesiller yetiştiğinde toplumsal bir adalet mümkün olur ve herkes için adalet sağlanır.
- Kızıl Emir
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Popüler Yayınlar
Zaman Tüm Beyinlerin Ortak Zihnidir
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar

Yorumlar
Yorum Gönder