Ana içeriğe atla

Nitelikli

Kayıp Ruhlar Diyarı

"Bu maskenin altında etten fazlası var. Bu maskenin altında bir fikir var. Ve fikirler kurşun geçirmez."   — V for Vendetta Gittiler. En yücesi, en bilgesi, en cesuru… Hepsi gitti. Efsane dediklerimizin tadı, ölümün damağında kaldı. Bize de geriye sadece kemiklerinin karıştığı topraklar kaldı. Peki ya ruhları? İnsanlığa olan görevini tamamlayanların ve tamamlayamayanların, eğer hayata biraz daha tutunabilselerdi neler başarabileceklerini düşündüğümüz o ruhlar… Ruhun varlığı, Tanrı'nın varlığının ihtimaliyle eşdeğerdir. Her ikisi de inançla gerçekliğini korur. Ve biliyoruz ki inanç anlatılmaz; onu açıklamaya çalıştığımızda kelimeler ağzımızda düğümlenir. Ancak sözcüklere dökemediklerimiz hislerimizde yaşamaya devam eder. Kazanılmak için çok geç kalınmış anlar, çürümüş fırsatlar ve gitmiş insanlar… Tüm bu kayıplar, bize hissettirir. Öfke, korku, hüzün, ızdırap ve çaresizlikle yıkanırız. Hâlâ üzerimizden damlayan bu duygularla, yeni doğmuş kadar çıplak ve savunması...

NANKÖR VE İLERİ

Nankörlük, uzak tutulmaya çalışıldığımız bir kavramdır. Hayatımızdan nankör insanları çıkarmamız söylenir. Nankörlük etmenin kötü olduğu söylenir. En çok da nankör bir kişilik olarak yetişmemizden korkarlar. Bunun yerine minnet dolu ve bize verilenlere şükrederek yaşamamız tavsiye edilir. Toplumunun yarattığı ahlak kuralları dolayısıyla buna zorlanırız çünkü doğrusunun bu olduğu algısıyla yetişiriz. Halen daha öyle düşünenler olabilir, ki tamamen de yanlış değil. Fakat her şeyde olduğu gibi şükretmenin de fazlasının sonuçları iyi değildir.

Hayatındaki her şeye, sahip olduklarına, yaşanan gelişmelere, çevresindeki insanlara fazlasıyla şükreden bir şahsiyet, gelişimden uzak ve cahilliğe daha yakındır. İnsanoğlu, ilk çağlardan beri gelişimini, elindekiyle yetinmeme huyuyla başarmıştır. Eğer ki 1900'lerde, teknolojinin insan hayatını yeterince kolaylaştırdığı, daha fazlasına gerek olmadığı, elimizdeki imkanlarla şükretmek gerektiği savunulsa ve uygulansaydı, günümüz teknolojisine asla ulaşamazdık. Belli bir doyuma ulaşmış insanların yeni şeyler elde etmek için çabalama arzuları yoktur. Yeni bir şeyler kazanma arzusu olmayan insan çabalamaz, bu nedenle de kendine hiçbir şey katamaz. Kendini gelişime kapatır, kişisel olarak ilerleyişinin önüne geçer. "Minnet" ve "Şükretmek" arasındaki ince çizgiyi de ayırmak gerekir. Sarf ettiğimiz çaba sonucu ulaştığımız başarıya minnet etmeliyiz. Lakin "Bu benim için yeterli. Şükretmeli ve daha fazlasını isteyerek nankörlük etmemeliyim." Düşüncesi bizim elimizden daha iyisi olmayı, daha iyisini başarmayı, kişisel olarak gelişmemizi engeller. Evet, nankörlük etmeliyiz. Bizim ve bizim hayatımız için iyi olan şeylere neden daha fazlasını eklemekten çekinelim ki? Neden daha mutlu, daha başarılı, daha iyi olmayalım? Şükretmek başarıyla dengelendiğinde bizi mutluluğa taşır. Dengeler bozulduğunda ise şükretmek başarılarımızın ve başaracaklarımızın önüne geçer. Kendimize iyilik yapmaktan vazgeçtiğimiz an, varsa hayattaki ehemmi amacımız da bizden vazgeçer. Ne zaman ki şükretmenin dozunu kaçırır ve gelişim için savaşmayı bırakırsak, kendimizden sonra gelecek olan nesillere ihanet ederiz. Dört duvarlı, minik çatılı, iki odalı bir eve de şükredebiliriz. Ya da biraz nankör olup daha iyi bir yaşam standartlarına sahip bir eve sahip olmak adına çabalayabiliriz. Çalıştığımız şirketteki departmanımıza şükredebiliriz veya daha çok çalışıp terfi kazanırız. Okuduğumuz kitaplara şükretmek yerine daha çok kitap okuyup kendimizi daha çok geliştirebiliriz. Teknolojiye şükretmektense onu geliştirip daha bir çok çözümü bulunmayan hastalığın tedavisini bulabiliriz. Şükretmek hayatta naçizane amaçları olan insanların belli bir noktadan sonra kendilerini ileri taşıyacak gücü yitirdiklerinde değerlerini kaybetmemek adına yücelttikleri bir kavramdır. Akıllı insanlar şükretmez, bilgiye aç insanlar şükretmez. Aç ve nankörlerdir. Elindeki bir avuç buğdaya şükreden çiftçi değildir bizi ileri taşıyan.


     "Bu da her şeyde bir kusur buluyor, mükemmel olmasına gerek yok ki." Diyip, "Nankör." Diye kınadıkları liderdir. Şükretmeyi ne kadar yüceltirsek, sahip olmadığımız her başarıyı kaybetmeye o kadar yaklaşırız. Şükretseydik daha iyisine ulaşma arzusuyla bu kadar yormazdık kendimizi. Belki de biraz şükretseydik savaşlar olmazdı. Şükretmemiz gereken tek anlardı belki de. Ancak nankörlükle yıktığımız her medeniyet bir yenisinin kurulmasını sağladı. Nankörlük günümüzde kötü, şükretmek ise iyi bir kavram olarak bilinir lakin nankörlükle iyi şeyleri elde ederken, şükretmek bize geleceğimizi kaybettirir.

- Kay Snyder 


https://open.spotify.com/track/7xQEJvfHTB6IOFSVyKIc4Q?si=83593a13c5894b69

 

Yorumlar

Popüler Yayınlar