Ana içeriğe atla

Nitelikli

Kayıp Ruhlar Diyarı

"Bu maskenin altında etten fazlası var. Bu maskenin altında bir fikir var. Ve fikirler kurşun geçirmez."   — V for Vendetta Gittiler. En yücesi, en bilgesi, en cesuru… Hepsi gitti. Efsane dediklerimizin tadı, ölümün damağında kaldı. Bize de geriye sadece kemiklerinin karıştığı topraklar kaldı. Peki ya ruhları? İnsanlığa olan görevini tamamlayanların ve tamamlayamayanların, eğer hayata biraz daha tutunabilselerdi neler başarabileceklerini düşündüğümüz o ruhlar… Ruhun varlığı, Tanrı'nın varlığının ihtimaliyle eşdeğerdir. Her ikisi de inançla gerçekliğini korur. Ve biliyoruz ki inanç anlatılmaz; onu açıklamaya çalıştığımızda kelimeler ağzımızda düğümlenir. Ancak sözcüklere dökemediklerimiz hislerimizde yaşamaya devam eder. Kazanılmak için çok geç kalınmış anlar, çürümüş fırsatlar ve gitmiş insanlar… Tüm bu kayıplar, bize hissettirir. Öfke, korku, hüzün, ızdırap ve çaresizlikle yıkanırız. Hâlâ üzerimizden damlayan bu duygularla, yeni doğmuş kadar çıplak ve savunması...

İMAN GÜCÜ #ÜÇ

Bu ayki yazımda sizlere tarikat yurdunda kalacak olsaydınız ya da aileniz sizi tarikat yurduna verme kararı almış olsaydı sizi ne gibi imkan(sızlık)lar bekliyor olacaktı onlardan bahsedeceğim. Ayrıca hep tarikatları kötülediğimi söyleyenlere de bu yazıda yanıldıklarını göstereceğim.

İlk olarak aileniz sizi yurda verdiğinde onların kafasının rahat, sizin kafanızın ise berbat olacağı bir aşamaya adım attığınızı bilmenizi isterim.

Peki sizleri neler bekliyor? Zaman kaybetmeden onları anlatayım:

Olmazsa olmaz çok yönlü ve kaliteli bir eğitim bekliyor. Her öğrenciye danışman ve her derse özel, alanında uzman öğretmen imkanının yanında birebir ders imkanı da sunuluyor. Her seviyeye uygun ders grupları var. Aklınıza takılan ya da yapamadığınız soruların çözümleri de sunuluyor. Tüm içtenliğimle söylemeliyim ki aklınıza takılan bir tane bile soru kalmıyor. (Çünkü bir süre sonra sorduğunuz sorulara ya cevap alamıyorsunuz ya da alakasız cevaplarla karşı karşıya kalıyorsunuz.) Güçlü yayın desteği desen o da var. E olmazsa olmaz bir eğitim-öğretim yılının en önemli olayı olan bol bol deneme sınavları ile kendinizi ölçme imkanı da zaten Allah’ın emri olarak görülüyor.

  Bu kadar mı? Tabii ki hayır. Daha hayallerinizin peşinden gitmenizi sağlayacak sınırsız imkan(sızlık)lar var.

Konforlu, temiz bir uyku. Eğlenebileceğiniz pek çok oda ve “hoca”. Zeka oyunları da var. Oynarken hem eğleniyorsunuz hem de öğreniyorsunuz. Ata’mın “Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur.” sözünden yola çıkarak spor salonu ve spor yapma imkanı da mevcut. Haftada beş gün değil, günde beş gün spor imkanı veriyorlar hatta bazen daha fazla olabiliyor. (Özellikle kandillerde ve Ramazan aylarında.) Sosyal aktiviteler de olmazsa olmaz. Kısacası tüm bu imkan(sızlık)lar sizlere amade bekliyor. Bu süreçte yapabileceğiniz iki şey var; ya yurtta gün geçtikçe gerçeklerle yüzleşip uyanmak ya da uyumaya devam etmek.

Tüm bu anlattıklarım ne kadar güzel değil mi? Şimdi doğruları söyleyip dokuz köyden kovulma zamanı. Tüm bu anlattıklarım tatlı ve kulağa hoş gelen yalanlar. Anlattıklarım aşağı yukarı her yıl utanmadan sıkılmadan “Ben ne diyorum?” denilmeden yani kendini sorguya çekmeden, düşünmeden söylenen özünde çok temiz vaatler. Uyanmayı başaran öğrencilerin değimiyle yedinci gökte olmakla eşdeğer. Bana kalırsa da hilaf söylemler.

Tarikat yurtlarında kalan öğrencilerin yurtta kaldıkları zaman zarfından ayrıldıkları zaman zarfına kadar geçen süreçte psikolojileri, yaşadıkları ortamın koşullarına ve maruz kaldıkları muameleye göre değişebiliyor. Bazı öğrenciler, tarikat yurtlarında kendilerine ait bir aile, bir kimlik ve bir amaç bulduklarını hissedebiliyorlar. Bununla kalmayıp bu öğrenciler, tarikatın inançlarına, kurallarına ve liderlerine bağlılık duyabiliyor, onlara güvenebiliyor ve saygı gösterebiliyorlar. Bu öğrencilerin psikolojisi, tarikatın sunduğu sosyal destek, manevi tatmin ve özgüven artışı gibi olumlu şeylerden etkilenebilir; ama bu ne kadar sürdürülebilir tartışmaya açıktır. Ancak bazı öğrenciler de tarikat yurtlarında kendilerini baskı altında, yalnız, mutsuz ve çaresiz hissedebiliyorlar. Bu öğrenciler, tarikatın inançlarına, kurallarına ve liderlerine karşı inançsızlık duyabiliyor onlara güvenmeyen ve saygı duymayan bir duruma geliyorlar. Bu öğrencilerin psikolojisi, tarikatın uyguladığı şiddet (şiddet deyince aklınız fiziksel anlamda bir şiddete gitmesin) beyin yıkama ve radikalizm gibi olumsuz etkilerden zarar görebilir. Bu belirtilerin tamamen ortaya çıkması da bazen yıllar sürebiliyor.

Sizlere bu sistem içinde kendinizi geliştirmeniz için bile zaman tanınmaz iken konforlu bir uykudan bahsedip 6 saat kimi zaman da 5 saate gerileyen uyku imkanı sunmakla, olup olmadık her durumda hadi bakalım dini sınava, yok Veli ölmüş 5 Yasin okunacak, yok Ali yurda yardım etmiş onun bir tarafları badelenecek, hadi bakalım herkes odama deyip aynı şeyleri plak gibi başa sarıp baştan sona sondan başa tekrar tekrar anlatıp öğrenciye verilen az zamanı da gasp edip kafasını diktikten ve kapanışı da hakikate dair ne varsa yalanlamak için sözcükleri bir güzel süsleyip, söyleyeceği yalanı da gizlemek için bin kez daha yalan söylemekten çekinmez. Sonra helallik isteyip bunu haftada 2-3 kez yapmakla, zeka oyunları sizleri bekliyor deyip satranç haram demekle, spor imkanı deyip spor imkanının başını (yanlış anlaşılmasın “spor” kelimesinin baş harfinden bahsediyorum) vermekle, eğitim eğitim deyip benim için dini ders önemli kardeşim, benim için temizlik yerleri önemli kardeşim, benim için şahsıma laf gelmemesi önemli kardeşim, kafama göre size karışır kafama göre takılırım demekten öteye, kardeşim diyerekten de dikmekten öteye geçemeyen gerici bir yaşam söz konusudur. Bazı hocaların eğitim ve öğrenci psikolojisine dair bilgileri cim karnında noktadan öte değil iken karşınıza geçip size bir şeyler aktarmaya çalışırlar. Nasıl yani? Özel öğretmen? Her seviyeye uygun gruplar? Ya benim tatlı kardeşim; yok demedim ki, var. Ama dini sınav grupları, onlara özel öğretmenler ve de dini alana mahsus çalışmalar var. Anlatabilmişimdir inşallah.

Kısacası anlatılan şeylerin %99’u zırva. Bu sistem içinde kalan kişiler, yani hocalar, aslında her biri birer misyoner. (Aman diyeyim siz misyoner falan demeyin. Hocam deyin geçin.) Bazı hocalar bu misyonerlik görevini o kadar iyi özümsemişler ki aklınız bir anda durup sorguladıklarınızdan ve kendi şüphelerinizden korkar oluyor. Ama bazı hocalar da bu misyonerlik görevini o kadar iyi oynuyorlar ki bazen onlara da şaşıp kalıyorsun. Tabii ne kadar iyi oynarlarsa oynasınlar yaptıkları şeylerin er ya da geç bir inanç meselesi, bir zorunluluk olduğunu fark ediyorsun. Şahsi düşüncem bazıları da zamanla fark ediyor. Bazen öylesine radikal İslamcılık oynuyorlar, bazen de kendi öğretilerine göre dini öyle güzel eğip büküyorlar ki bir zanaatkarın elinden çıkmış gibi duruyor o eğilip bükülen her şey . Hayır cahiliye dönemindeyiz gibi davranıp inanç meselesi olan şeyleri mucizeleştirerek anlatmaları da insanı güldürmüyor değil. Anlatılan öğretileri, hikayeleri, fıkraları, mucizeleri dinlerken gülmemek için dudaklarınızı ısırıyorsunuz. Bazı hocalar özellikle öylesine kendisini kaptırıyor ve yükseliyor ki o noktada insanı bir gülme tutuyor ama belli olmaması için bu sefer yanaklarını da birlikte ısırıyorsun. O an onaylanma isterse ufak bir tebessümle evet deyip anlatılanları dinlemeye devam edersin. Günün sonunda sanki kafanın dibinde saatlerce bir koyun melemiş gibi de hissedebiliyorsun. Anlattıklarına mantık sokmaya yeltenirse ise eşeğin kulağına Yasin okumaktan öteye geçemezsin.

Tüm bu anlatılanlar sadece bir yaşanmışlıktan ibaret. Hep olumsuzluklarla dolu gibi duruyor ama öyle değil %1'lik hakkı ödenmez azınlık bir gerçeklik var. Allah izin verirse de bir sonraki bölümde de bu olumlu şeylerden bahsetmeye çalışacağım.


  Bu bölüm bu kadardı. AKLINIZI KULLANABİLDİĞİNİZ bir ay diliyorum. "İMAN GÜCÜ #Dört"te görüşmek dileğiyle…

-TENGRİ

 


 

 

Yorumlar

Popüler Yayınlar